Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YALANCI, VİCDANSIZ, KISKANÇ, CAHİL, CİMRİ...

Resim
YAŞAR EYİCE *- HAZIRLIK EVRESİ Mustafa Foçalı ‘Günün aydın olsun’ dedikten sonra şöyle diyor: “Tohumun çatlayıp filiz verene kadar toprak altında karanlıkta olması bir olumsuzluk değil, hazırlık sürecidir... Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey görünmez ama toprağın altında yeni bir yaşam sessizce başlamaktadır... Tıpkı bunun gibi, senin de yaşadığın zorluklar, belirsizlikler, sabır süreci... Hepsi bir sürecin başarıya dönüşmesi için hazırlık evresidir... Sonrasında tohumun filizlenmesi gibi senin de emeklerinin, umudunun sonuçlarını aldığın ve hayatının yeşerdiği güneşli günler gelir... Hazırlık sürecinde görünmeyen her şey seni mutlaka güneşe kavuşturur... Güzel günlere…’ Kimsenin elleri dert görmesin… Güzel temennilerle yazıya başlamak da güne böylesine güzel başlamak kadar önemli… *- VAR MI? Usta Mustafa Foçalı’dan sonra bir başka ustanın deyişine, tecrübesine bakalım, nasıl bir öğüt veriyor: “İyi ve kaliteli insanlar oturup kalkın! Yalancı, vicdansız, kıskanç, cahil, cimri, sürekl...

BENİ İYİCE ŞIMARTIYORLAR

Resim
YAŞAR EYİCE *- BAZEN ATLIYORUM! Dost insan Mehmet Cemil Arı’nın mesajlarını nasıl atlamışım? Bir yandan dileklerini yazıyor, bir yandan da beni taçlandırıyor bu hemşehrim. Hayvan sevgisi, insan sevgisi ve müzik deyince Mehmet Cemil Arı.. Çok önceden yazmıştı: “Sevgili Eyice sizden bir isteğim var; Atatürk mahallesi Karşıyaka arasında belediye otobüs seferleri olursa ATATÜRK mahallesinde birçok kişi olağan üstü rahatlatacak. Muhteşem kaleminizle bu konuyu ele alırsanız çok memnun oluruz. Selamlar…” Şimdi toplumu ilgilendiren bu güzel satırları okuduktan sonra, ‘Hayır!’ diyebilir misiniz? Ama İzmir’in anahtarını elinde tutanlar nedense hep ‘Hayır!’ demeyi seviyor… Yani yeniye, isteğe hep karşılar… Geçenlerde benzer bir isteği de Bornova’da bir muhtar, sosyal medyada yazmıştı… ‘Bakmış olacak gibi değil, aynen Mehmet Cemil Arı’nın üslubuyla seslenmiş, halkın toplu ulaşımdan daha rahat faydalanması için bir durak isteğini ‘Büyüklerim!’ diyerek laf atmıştı (!) Ben halkın, toplum için iste...

BEĞENMESEK DE 'BEĞENDİK' DİYORUZ

Resim
YAŞAR EYİCE *- BİR ZAMANLAR Şimdi, 1969- 79 yılları üniversite öğrencilerinden birinin, zeytin ihracatçısı Ali Güreli’nin bir hatırasını paylaşacağım, hem belgesel olması hem de bazılarına kapak olması için… Ne düşünüyor, ne yapıyorlardı bizim geçmişimizde? Söz Ali Güreli’nin; “Ben Gürcü ressam Nikos Pirosmanaşivili kim bilirdim bundan yıllar önce… Çok resimden anladığım için veya sanata çok düşkün biri olduğum için değil! Yıllar önce; 1978’ de filan İktisat fakültesinde öğrenci iken, Genco Erkal’ın kurduğu Dostlar Tiyatrosun, sınıf arkadaşım Pertev Cengiz ve ben abone olduğumuz için, aynı mekanda vizyonda olmayan bir dolu ödüllü sanat filminin gösterildiği Sinamatek’e de üye olduğumuz için… Seyrettiğimiz 1969 yapımı SSCB filminden hayatını bildiğim Gürcü Ressam Gürcü ressam Nikos Pirosmanaşivili… Genellikle Sovyet filmleri propagandam amaçlı yapıldıkları için çokta insanı etkilemeyen, ama zamanın ruhu gereği ve yaşımız icabı beğenmesek de, ‘beğendik!’ dediğimiz yapıtlar olurdu. Bu ö...

AİLELER BU YAZIYI OKUMALI

Resim
YAŞAR EYİCE *- VOLEYBOL GERÇEĞİ Bir zamanlar lisanslı voleybol oyuncusu olduğumdan, ondan önce amatör sporlara özel ilgi duyduğumdan, şu anda Türkiye’nin en iyilerinden olan Levent Eskiçeri’nin makalesini sporu seven ve bilenlerin dışında, her ailenin okumasını öneriyorum. Her satır bir mesaj veriyor… Bu satırları, makaleyi okuduktan sonra yazının başına monteledim. Umarım devamı gelir… *- KONUMUZ VOLEYBOL Levent Eskiçeri’nin ‘Merhaba’ dergisindeki ‘Gerçekten Voleybol Ülkesi Olduk mu?’ başlıklı yazısını beğeni ile okudum. Levent Eskiçeri yazısına da başlıkta olduğu gibi soru cümlesi ile girmiş; ‘Sultanlar, Efeler, Prensesler, Prensler derken voleybolumuzda ülke olarak her şeyi başardık mı? Yoksa bu benzetmeler ile yükselen değerimiz olan voleybolumuza fayda mı sağlıyoruz gerçekten?” Devamını okuyalım: ‘Bu yazımda biraz sıkıntılar veya sorunları satırlarım el verdiğince dile getireceğim… Neden mi? Çünkü bunları yaşıyoruz ve göz ardı edemeyiz. Altyapılardan yetişen sporcuların nerel...

KUCAĞIMDAKİ ESRARENGİZ KADIN

Resim
YAŞAR EYİCE *- KUCAĞIMDAKİ KADIN! Canım sıkkın! ‘Hayırdır!’ diyerek Karşıyakalı Sarışın’a ‘Gezeceğim!’ diyorum… Hikayede ne oluyor? Genelde ‘Gökten üç elma düşüyor!’ değil mi? ‘Hayırdır, inşallah!’ İnanılacak gibi değil, birden bire kucağımda bir kadın… İyi giyimli, şık bir hanımefendi! Şaşırdım! Kendimi de toparladım, onu da… Bir daha, bir daha… Üçüncüsünde, kucağımdan kaldırdım, kollarımı omuzuna attım, sırtını koltuğa dayadım… Ne yapmalıyım? Yüzüne baktım, açık değil! Şoföre seslendim; ‘Bayan kucağımda… Fenalaştı!...” Şoför de telaşlandı! Yoğun trafikte, trafik polisine işaret etmeye çalışıyor! Memur gördü, yanımıza geldi… ‘Hasta var!’ deyince, hemen koskocaman toplu ulaşım aracı, İstanbul’un en kalabalık noktalarından ‘Ortaköy’de bir banka şubesinin önünde yer açılarak park edildi… *- AZ ARALIKLA ÜÇ KEZ Telefonlar, telsizler çalıştı… Ben de, bir kolum 50 yaşlarındaki bakımlı kadının omuzlarında, diğeri ön tarafında, az önce arka arkaya üç kez kucağıma düşeni kıpırdatmadan tutmaya...

MEMLEKET MESELESİ

Resim
YAŞAR EYİCE *- BOŞ YOK! Bir zamanlar çalıştığım müessesede, yani gazetede görülmemiş derecede serbesiyet vardı. Yeter ki, işinin, görevinin, beklenenin hakkını layıkıyla ver! Genelde tutum içinde bu iş yapılırdı… Örneğin bir muhabir, ‘Şu şehirde ya da ülkede şu var, gidip takip edeyim!’ önerisinde bulunur ve akla yatkınsa ‘Muhasebeyi gör!’ denilir, parayı alır giderdi. Hiç kimsenin boş döndüğüne tanık olmadım. Kendimden örnek vereyim: ‘Rodos’ta Rumlar bizim gemimize saldıracaklar, Mandraki limanına yanaştırmayacaklarmış, istihbaratını aldım!’ deyince, oradaydım… Aslında bu konu, film olacak bir aylık bir heyecanlı, tehlikeli, ülkeleri savaş durumuna getirecek bir haldi. Aynen Bodrum’daki kayalık adalar gibi… Sonunda iki devlet arasında en üst düzeyde yapılan görüşmeler ile çözülmüştü. Zaman zaman kısa anekdotlarla bahsediyorum. Şunu da belirteyim; İstisnasız her muhabir, foto muhabirinin mutlaka pasaportları ve gerekli işlemleri de müessese (Dinç Bilgin- Aydın Bilgin) tarafından hazırl...

NE İŞİN VAR SOSYAL MEDYADA?

Resim
YAŞAR EYİCE *- GİT BAŞIMIZDAN Anlamakta zorluk çektiğim konulardan biri de şu; Tanımadığın biri sizinle sosyal medyada arkadaş olmak istiyor. Ama bakıyorsunuz, mesajlar ve aramalar uçtan uça şifrelenmiş! Sözde kendini korumaya almış! Facebook grupları için Topluluk Sohbetleri, işletme mesajlaşma araçlarını kullanan işletmelerle veya hesaplarla sohbetler ve Marketplace sohbetleri gibi bazı ürünler şu anda uçtan uca şifrelemeyi destekliyor. Bunu kabul ediyorum. Uçtan uca şifrelenmiş mesajlar ve aramalar, gönderilenleri siz ve iletişim kurduğunuz kişilerin dışında hiç kimsenin, hatta Meta'nın bile görmemesini veya dinlememesini sağlıyor. Bu da güzel! Şikâyet ve isteğe bağlı özellikler için sizin ve sohbetteki birinin mesajları Meta ile paylaşmayı seçebileceğinizi unutmayın. Uçtan uca şifrelenmiş bir konuşmadaki her bir cihaz, konuşmayı korumak için kullanılan özel bir anahtara sahip. Uçtan uca şifrelenmiş bir konuşmada bir mesaj gönderdiğinizde, cihazınız gönderirken mesajı kilitler...