BENİ İYİCE ŞIMARTIYORLAR

YAŞAR EYİCE *- BAZEN ATLIYORUM! Dost insan Mehmet Cemil Arı’nın mesajlarını nasıl atlamışım? Bir yandan dileklerini yazıyor, bir yandan da beni taçlandırıyor bu hemşehrim. Hayvan sevgisi, insan sevgisi ve müzik deyince Mehmet Cemil Arı.. Çok önceden yazmıştı: “Sevgili Eyice sizden bir isteğim var; Atatürk mahallesi Karşıyaka arasında belediye otobüs seferleri olursa ATATÜRK mahallesinde birçok kişi olağan üstü rahatlatacak. Muhteşem kaleminizle bu konuyu ele alırsanız çok memnun oluruz. Selamlar…” Şimdi toplumu ilgilendiren bu güzel satırları okuduktan sonra, ‘Hayır!’ diyebilir misiniz? Ama İzmir’in anahtarını elinde tutanlar nedense hep ‘Hayır!’ demeyi seviyor… Yani yeniye, isteğe hep karşılar… Geçenlerde benzer bir isteği de Bornova’da bir muhtar, sosyal medyada yazmıştı… ‘Bakmış olacak gibi değil, aynen Mehmet Cemil Arı’nın üslubuyla seslenmiş, halkın toplu ulaşımdan daha rahat faydalanması için bir durak isteğini ‘Büyüklerim!’ diyerek laf atmıştı (!) Ben halkın, toplum için istek ve dileklerine yanıt vermeyen, kulak asan yöneticilere Alsancak Kültür Sanat Fabrikası’ndaki, Geleceği Paylaş Sivil İnisiyatifinin, ‘Dönüşüm: Sanatla Sürdürülebilir Eğitim Çalışması’na gitmelerini öneriyorum. Sergi açılışı ve söyleşisi var. Birlikte düşünmeye, öğrenmeye, dönüşümü paylaşmaya ve kız çocuklarının eğitimine destek olmaya davet edenler kimler? Geleceği Paylaş Sivil İnisiyatifi, İzmir Kültür Sanat Fabrikası, Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güçbirliği, İyi Yaşam Rotary Kulübü, Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği, Sosyal Sorumlulukta Kalite Derneği, Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı, İZBB Kütüphaneler Şube Müdürlüğü… Hepsi birbirinden değerli derneklerimiz… Bu arada sevgili dostum Prof. Dr. Engin Deniz Eriş,’Sürdürülebilir Bir Yaşam Tasarlamak’ başlıklı söyleşisi yapacak. Bakalım bizim İzmirli yöneticiler, ‘Sürdürülebilir!’ sözünden ne anlayacaklar? *- SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELEBİLMEK ‘Sürdürülebilir’ halkın istek ve dileklerini yerine getirmek, vizyon sahibi olmak, olayı yerinde ve anında belirleyip sorunları çözmektir. Geleceğin halkla birlikte inşasıdır. Küçük istek ve dilekler büyür büyür büyür… Kimin gözünde, ‘iş bilmezlerin’ kafalarında!... Bakın Sevgili Kardeşim Mehmet Ali Arı yakın zamanda yine ne yazmış? ‘Sevgili Eyice, Bornova Atatürk Mahallesindeki su giderici kanalların ağzı çok dolu, bütün sular yollara ve evlere akıyor! Sizden ricam o muhteşem kalemimizi bi konuşturun, selamlar…’ Bu sevgili okuyucum, beni ‘taçlandırmayı’ çok seviyor. Ama benim elimde ‘Sihirli değnek!’ yok ki, birilerini koltuklarından kaldırmak, ‘Gel de gözünle gör!’ diyebileyim… Daha doğrusu ‘iş başı!’ yaptırıp, ‘hizmet için!’ yüksek maaş aldığını, altına şoförlü, korumalı, sekreterli elamanlar verildiğini anımsatabilmek! Yok efendim yok! Ne yaparsan boş! Başkanlar, muhalefet değil, kendi partinizin, yani size oy verip, alkış tutanlarla samimi bir görüşme yapın bakalım, ne düşünüyorlar? Genel merkez hava basıyor, oylarda düşme olmaması için… Halkan kopukluk bu kadar olur! Haklı istek ve dileklerin yerine getirilmemesi için sanki emir almışlar… ‘Para yok!’ Peki sizin için nasıl oluyor, bulunuyor? *- ‘DAMARDAN!’ DEDİKLERİ Az önce Mehmet Cemil Arı’nın beni ‘Taçlandırdığı’ yazmıştım… Bir de damardan giriyor: ‘Sevgili Eyice, maalesef günümüzde sizin gibi cesur ve mert kalemler fazla kalmadı, ilginize çok teşekkür ederim iyi akşamlar…’ Aman Yarabbim bu cümleler, hiç karşılaşmadığınız bir okuyucunun yazmasını neye borçlu olabilirim ki? Birilerine, akıllarından geçmesi bir yana rüyalarında bile göremeyeceği bir yaşamı sağlasanız, yani paraya boğsanız bile böyle laflar ettiremezsiniz… Çünkü insanların büyük bölümü nankördür, ne iyilikten anlar, ne de dostluktan… Sadece kendileri için yaşar! Eskilerin değişiyle, ‘Yaralı parmağa bile i’mezler!’ Bunları bir yana bırakalım, duyarlı Mehmet Cemil Arı’lara kulaklarını tıkarlar… Kim kime söylüyordu, ‘Yuh.. Yuhhh… Yuhhh!’ olsunu… Ben de işini yapmayanlar için aynı lafı söylüyorum: ‘Yuhh olsun, halka hizmeti hakka hizmet saymayanlara!...’ Her konuda Mehmet Cemil Arı ile anlaşırım, biri hariç: Yine şunu yazmış; “İyi ki doğdun Yaşar! Sevgili Eyice, yaşantın gök kuşağı gibi renkli, GALATASARAY'ın şampiyonluğu gibi coşkulu olsun! Yeni yaşın kutlu olsun, hepimiz hepinizi öpüyoruz…” Yaş günüm 21 Ekim, yani geçti, gitti… Bunu da fark etmemişim… Ama ben ‘Hastalık derecesinde İzmirliyim! Ve İzmirsporluyum… Beni bir ara Karşıyakalı Osman Hilmi Damar şöyle tanıtmıştı: ‘Bir bakıyorsunuz bizden Karşıyakalı, bir bakıyorsunuz Göztepeli, Altaylı, Altınordulu, Bucalı, Egeli, Akhisarsporlu, Bodrumsporlu, Denizlisporlu, İzmirsporlu, hepsinden de önde Bornovalı Yaşar Eyice…’ Mehmet Cemil Arı’nın son mesajı şöyle: “Sevgili Eyice, ‘Benim kahvem şekerli olsun! Selamlar..” Benden de selam olsun… Umarım bir gün sağlık sorunları aşarım ve beni taçlandıran, yüreklendiren, moral aşılayan Mehmet Cemil Arı ile kahve içerken, ‘Duyarlı hizmet erbabı insanların kulaklarını çınlatırız, daha doğrusu hayır dualarımızı göndeririz, ‘böyleleri de varmış!’ deriz… Yani halkın istek, dilek ve şikayetlerine kulak verip, çözüm üretenlere… “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le üç ay yaşadım!’ diyen ve halen yine eskilerin değişiyle ‘Kalemini konuşturan’ usta Ünal Tümin’le sağlık sorunlarımızı konuşurken, ‘Her zaman senden övgüyle söz ediyorum. Bir bakıyorum gece yarısı veya sabaha karşı keyifle okuduğum yazın geliyor. Sen hiç uyumaz, sürekli üretken mi olursun?’ diye hem düşünüyor, hem seni anlatıyorum…’ dedi. Şu anda saat kaç ama duayen usta kalemşor Ünal Tümin beni çözmüş gibi… *- NEDEN KAÇIYORLAR Gece yarısı, günün akışına baktım, birçok yönetici ve iş insanını ilgilendiren bir konuya Bertay Fişekçi girmiş. ‘Orta kademe yöneticileri ilham veren liderlere dönüştürüyorum!’ diyen Bertay Fişekçi, ‘Ekibiniz sizden neden kaçıyor?’ sorusunun yanıtını şöyle veriyor: Ekibinize toplantılarda sık sık “Kapım her zaman açık” dediğinizi farkettiniz mi? Ekibinize “her konuda konuşabiliriz” mesajı vermeye özen gösteriyorsunuz, hem ulaşılabilir, hem de destek veren bir yönetici olmak istiyorsunuz, değil mi? Ama bir şey eksik: Kimse gelmiyor!.. Koridorda sizi gördüklerinde kısa bir selamlaşmanın ötesine geçemiyorsunuz, toplantılarda pek konuşan olmuyor. Kahve molasında konuşuyorlar ama siz gelince ortalık sessizleşiyor. Siz “açık kapı politikası” uygularken, ekibiniz sessizce kapıyı kapatıyor. *- SORUN: PSİKOLOJİK GÜVENLİK! Psikolojik güvenlik, ekip üyelerinin risk almaktan, hata yapmaktan, fikir paylaşmaktan çekinmediği ortam demektir. Google’ın “Aristotle Projesi”nde binlerce ekibin birlikte çalışma ortamını ve sonuçları incelendi ve en başarılı ekiplerin ortak özelliğini “psikolojik güvenlik” olarak belirlediler. Ülkemizde yaygın olarak psikolojik güvenliğin sağlanamadığını, insanların konuşmadığını ve çekingen olduğunu görüyoruz. Bunun “iş güvenliği” ile ilgisini de yok saymamakla birlikte daha çok yaratılan ortamla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ekip üyeleri çoğu kez şöyle düşünüyor: “Eğer bu fikri söylersem aptal yerine konur muyum, tepki alır mıyım? Eğer bu sorunu paylaşırsam zayıf görünür müyüm? Eğer yardım istersem yetersiz mi sayılırım?” Ve sustukları için siz asla öğrenemiyorsunuz. *- SORUNLAR BÜYÜYOR Olumsuz Sonuçlar: Sorunlar Büyüyor, İnsanlar Gidiyor Ekibiniz sizden kaçtığında neler olur? Sorunlar büyüyor. Küçük bir aksaklık var ama kimse söylemiyor, bazen küçük bir konunun büyüyüp bir krize döndüğünü gözlemliyorsunuz. Müşteri memnuniyetsiz ve şikayet gelmiş ama siz en son öğreniyorsunuz. Proje iyi gitmiyor ve ciddi riskler var ancak ekip “her şey yolunda” diyor, ısrarla sormadıkça “perde arkasını” duyamıyorsunuz. Sonra kriz patlıyor ve siz “neden kimse söylemedi?” diye soruyorsunuz. *- MECBURİYETTEN Sessiz istifa başlıyor. Ekibiniz fiziksel olarak burada ama zihinsel olarak çoktan ayrılmış olabilirler. En düşük çabayı gösteriyorlar, inisiyatif almıyorlar. Sadece söyleneni yapıyorlar. Ve bir gün istifa dilekçesini masanıza bırakıyorlar. Siz şaşırıyorsunuz: “Hiç sorun olduğunu söylememişti ki!” diyorsunuz ancak burada şaşırmamız gereken aslında sizin şaşırmanız olabilir. En iyiler ayrılıyor. İyi çalışanlar bu ortamda gelişimlerini göremiyor, kalmak istemiyorlar. Onlar konuşmak, katkı vermek, gelişmek ister. Eğer sizinle konuşamıyorlarsa, başka bir ortam aramaya başlıyorlar. Ve sonra siz “neden en iyilerimiz ayrılıyor?” diye soruyorsunuz. *- SIRASIYLA Çözüm: Psikolojik Güvenlik Yaratmanın 3 Yolu 1. Önce Siz Geri Besleme İsteyin Psikolojik güvenlik sizden başlar. Ekibinizden geri besleme istemek, onlara “sizin fikriniz değerli” mesajı verir. Sonraki toplantınızın sonunda şunu sormayı deneyebilirsiniz: “Bu toplantının en değerli kısmı neydi? Bir dahaki sefere neyi değiştirelim?” Bir sonraki sunumunuzdan sonra bir meslektaşınıza sorun: “Sunum tarzım hakkında ne düşünüyorsun? Neyi daha iyi yapabilirim?” Nöroloji araştırmaları gösteriyor ki insanlardan fikir istediğinizde beyinlerinin ödül bölgesi aktif hale geliyor. Geri besleme istemek aslında onlara da bir hediye olabilir. 2. HATA YAPTIĞINIZDA KABUL EDİN Liderler hata yapmaz mı? Yapar. Ama çoğu bununla yüzleşmekten kaçınabilir. Bir hata yaptığınızda ekibinize şöyle bir konuşma yaparsanız “ortamın” değişeceğini görebilirsiniz: “Geçen hafta yanlış bir karar verdim. Şu verileri göz ardı ettim. Gelecek sefer daha dikkatli olacağım.” Bu cümle ekibinize burada hata yapmak güvenli mesajını verir. Bob Chapman, Barry-Wehmiller CEO’su, şöyle diyor: “Liderlik bir mükemmellik yarışı değil, insanlık gösterisidir.” Kendi kırılganlığınızı gösterdiğinizde, ekibiniz de kırılgan olabilir. 3. TEPKİNİZİ KONTROL EDİN Ekibinizden biri size kötü haber getirdiğinde ilk tepkiniz ne oluyor? “Nasıl olur böyle bir şey?” mi diyorsunuz? Yoksa “Teşekkürler, söylediğin için” mi? Ekip üyeleriniz sizi izliyor. Bir kez yanlış tepki verirseniz, bir daha kimse konuşmaz. Bir sonraki olumsuz haberde derin bir nefes alıp yargılamadan dinleyin. Sonra sorun: “Bu konuda daha fazla bilgi verebilir misin? Nasıl destek olabilirim?” Bu tepki, bir dahaki sefere benzer bir konuşmanın yapıcı olma olasılığını artıracaktır. Sonuç: Kapı Değil, Güven Açık Olmalı “Kapım her zaman açık” demek yetmiyor. Ekibiniz kapınızdan geçebilmeli, fikir söyleyebilmeli, hata itiraf edebilmeli, yardım isteyebilmeli. Psikolojik güvenlik bir günde yaratılmaz. Ama her gün küçük adımlarla inşa edilir: Geri besleme istemek. Kendi hatalarınızı itiraf etmek. Tepkilerinizi kontrol etmek. Bob Chapman’ın dediği gibi: “İnsanlar sadece önemli olduklarını bilmek isterler.” Ekibiniz sizden kaçıyorsa, belki de onlara yeterince önemli olduklarını gösterememişsinizdir. Not: Psikolojik güvenlik yaratmak, orta kademe yöneticilerin en kritik becerilerinden biri. Eğer ekibinizle daha güçlü ilişkiler kurmak, onların performansını artırmak istiyorsanız, Lider olmalısınız.. Burada devreye gireyim: Torpil ile önemli kurumlarda önemli yere gelemezsiniz… Yazımın başında belirttiğim gibi, belediyecilik oynarsınız, halkın sorunlarını çözmeniz, isteklerini karşılamanız da imkansızdır. Çünkü siz hiçbir şey değilsiniz, bunu kabul etmeniz gerekiyor… *-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADAŞIM YAZMIŞ, SERİ YAZILARIN İLKİ OLABİLİR

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN! ACIM BÜYÜK! BOLU'DAKİ OTEL YANGININDA 66 İNSANIMIZI KAYBETTİK

NASIL OLUR, AKHİSAR YAĞI , AYVALIK YAĞINDAN PAHALI OLUR? İŞTE YANITI!