BEĞENMESEK DE 'BEĞENDİK' DİYORUZ
YAŞAR EYİCE
*- BİR ZAMANLAR
Şimdi, 1969- 79 yılları üniversite öğrencilerinden birinin, zeytin ihracatçısı Ali Güreli’nin bir hatırasını paylaşacağım, hem belgesel olması hem de bazılarına kapak olması için…
Ne düşünüyor, ne yapıyorlardı bizim geçmişimizde?
Söz Ali Güreli’nin;
“Ben Gürcü ressam Nikos Pirosmanaşivili kim bilirdim bundan yıllar önce…
Çok resimden anladığım için veya sanata çok düşkün biri olduğum için değil!
Yıllar önce; 1978’ de filan İktisat fakültesinde öğrenci iken, Genco Erkal’ın kurduğu Dostlar Tiyatrosun, sınıf arkadaşım Pertev Cengiz ve ben abone olduğumuz için, aynı mekanda vizyonda olmayan bir dolu ödüllü sanat filminin gösterildiği Sinamatek’e de üye olduğumuz için…
Seyrettiğimiz 1969 yapımı SSCB filminden hayatını bildiğim Gürcü Ressam Gürcü ressam Nikos Pirosmanaşivili…
Genellikle Sovyet filmleri propagandam amaçlı yapıldıkları için çokta insanı etkilemeyen, ama zamanın ruhu gereği ve yaşımız icabı beğenmesek de, ‘beğendik!’ dediğimiz yapıtlar olurdu.
Bu öyle değildi!
Adamın hayatı da çok hüzünlüydü!
Karnını doyuran lokantacıya, resimlerini hediye eden (şimdi çok değerli olan ) biri bu Gürcü Ressam Pirosmanaşivili…
Tabi o yıllarda abone olan Üniversite öğrencilerine çay fiyatına dünyanın en güzel filmlerini seyrettiren bir sistem…
Ülkenin en büyük aktörünün (Genco Erkal) oyunlarını sahneleyen bir tiyatro artık yok!
Dolayısı ile gençlerin hayal kurma imkânları da daha az…
Ne zaman biri bana, resim sanatından söz açsa (özellikle yakın zamanda varsıl olmuş insanlar ve karıları) onlara Niko Pirosmani’yi sorardım;
Hiç biri bilmezdi!
Ben tuhaf bir haz alırdım, bundan.
Artık çok meşhur…
Burada da (İstanbul’da) filmi oynatılıyor, nur içinde yatsın…
*- ÜZÜCÜ HABER!
Selma Ay’ın ‘Çok üzücü bir haber!’ini okudum…
Sözünü ettiği isim yabancı değildi!
Nazlı Deniz Kuruoğlu Hanımdan söz ediyordu.
1980 Türkiye güzelimizden…
Hatırlar mı bilmiyorum;
Sevgili Nazlı Deniz Kuruoğlu’nun Beşiktaş ve İzmirspor’dan dostumuz bir sporcu, yorumcu idi…
Benim de Kuşadası girişindeki kayalıklarda omuzumun çıkmasına neden olmuştu…
Elinden tutmuş, kayalıklardan atlayarak geçerken, bir ters tutuş ve Yaşar Eyice tuş oldu, acı ile ' üzerinde kaldım.
Beni bilmem kaç kilometre ileride meşhur bir ‘çıkıkçıya’ götürdüler.
Ne alaka değil mi?
Hastaneye değil çıkıkçıya!...
O zamanlar bütün tanınmış magazinciler de bizimle birlikte güzellik yarışmasını takip ediyorduk…
Selma Ay Hanım bu “Çok üzücü bir haber!”i ile bana bunları anımsattı.
Bakalım haber neymiş?
“Nazlı Deniz Kuruoğlu’nun yıllardır binbir emekle, tamir ettiği, çiçeklerle bezediği kültür sanat doğa ile Caferli Köyü'nü cennete çevirirken “kadınlarla kooperatif kurulmasına” da büyük destek verdi.
Taş ev (kültür sanat evi) Mayıs ayında mühürlenmiş.
Bina için bu gün mahkeme tarafından bilirkişi tespiti yapılmış.
İnşallah yanlıştan dönülür.
İyi haberler bekliyoruz.
Fotoğraf ise 2016 yılından...
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mızı Caferli Köyü'nde, Seferihisar Ulamış Köyü İlköğretim Okulu'ndan çocuklarımızla fideleri toprakla buluşturarak kutlamıştık.
Nazlı Hanım telefonda, “çiçek de getirebilirseniz çok sevinirim, Köyümüzde her yerde çiçekler açsın istiyorum!” demişti.
1. Çocuk Fide Dikim Şenliğimizden. Caferli Köyü Kuşadası
Evin ilk hali ve bin bir emekle, maddi imkânla tamir edilen bu günkü hali...
Ben de umuyorum Selma Hanım’ın yürekten yazdığı gibi yanlış varsa dönülür ve kıymetlere sahip çıkılır…
*- ELDE KALMIŞ SON DOĞAL HAZİNE: KÜDÜR?
Bodrum’da, “Yalıkavaklı Olamamış, Yalıkavak'ın Delisi!” olarak kendini tanıtan Sami Ekinci, yıllarca birlikte çalıştığım Mustafa Ali Çotura’nın sayfasında yerine şu satırlarıyla almış:;
“Yazıma, hayvanlar aleminin eşsiz bir davranışını konu edinerek başlayacağım.
Belgesellerde izlemişsinizdir.
Hayvanlar kendi hâkimiyet alanlarını:
- Boklarıyla,
- Sidikleriyle,
- Vücut kokularıyla işaretlerler.
O alan onundur; hakimiyet ondadır.
Girilmez, çıkılmaz, haremine asla göz konulmaz.
Savaşlarda olduğu gibi, hayvan kendisinden daha güçlülerle savaşmadıkça, işaretledikleri alanda mutlu mesut yaşar.
Daha güçlü olan bu oyunu bozar; yeni mutlak sahip olur.
Ülkelerin sınırlarına; kendilerini, dış düşmanlara karşı korumalarına çok benzer.
74 yaşıma girmeme bir ay kaldı.
Küdür'ün işaretlenme tarihini istemeyin benden...
Ben, dün ne yediğini anımsayamayanlardanım.
Tarihlerle işim olmaz da; olayları, estantaneleri asla unutmam.
Hani, Yalıkavak tarihine altın harflerle kayıtlı ilk BAKAN AÇILIŞI KÜDÜR'de olmuştu ya...
Daha önceki zamanlarda YALIKAVAK'ta, bir BAKANIN açılış yaptığına şahit olan var mı?
Ben, 45 yıldır Yalıkavak'ta yaşarım; şahit olmadım.
Nereyi açmıştı koskoca Turizm Bakanı, ayran döner ekmek eşliğinde, BİR SU YALAĞININ AÇILIŞINI YAPMIŞ.
Biz Yalıkavaklılar da arabalarla KÜDÜR'e taşınmış.
Döner ekmeklerini ayran eşliğinde yedikten sonra; elleri patlayıncaya kadar Bakanlarını alkışlamış, “Türkiye Yalağınızla gurur duyuyor” naraları havada uçuşmuştu.
Yalıkavaklıların kutsadığı BAKAN Yalıkavaklıları kandırdı.
Uyuttu.
Yalak yaparak KÜDÜR'ü kendisi ve şirketi için İŞARETLEDİ.
Bu Bakanı çok yakından tanıyorsunuz; bu işaretlediği ilk vatan köşesi de değildir.
İşgal ettiği de ilk değildir.
Yalıkavaklılar, Küdür'ün MERA olduğu yalanına inanadursun.
İki Güçlü arasında KÜDÜR SAVAŞININ startı, kapalı kapılar ardında çoktan verilmişti.
Biz, neden haberdarız ki, ondan da haberdar olalım.
Bilinen tek gerçek var o da KÜDÜR vardı ya...
O, şimdi yok...!
Her sabah penceremden tüm güzelliklerini gördüğüm Küdür Yarımadası...
Yalıkavak Koyunu dantel gibi sarıyor.
Az bir yerindeki yerleşimler dışında bakirliğinin seyrine doyum olmuyor.
Arkeolojik kalıntılar zengini KÜDÜR yok edilmek isteniyor.
Yüzlerce çeşit bitki ve hayvan HABİTATI dozerlerle eşilecek; doğal yaşam yok edilecektir.
KÜDÜR'de YALAK açılışına koşan Yalıkavaklılar elleriniz patlayıncaya kadar alkışladığınız olay bu!
Küdür'ün içine edilecek!
Ben, deliden söylemesi.
Sami Ekinci Yalıkavaklı Olamamış, Yalıkavak'ın Delisi…”
Ben de yazıya bir sözü ekleyeyim:
“DÜRÜSTLÜK pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz!
*- SONUNDA BAŞARILDI
Hikmet Sepet sonunda, binlerce Manisalıyı ilgilendiren bir haberi gönderdi:
Sizin için belki sıradan bir haber ama binlerce insanmızı yakından ilgilendiriyor, Kula - Alaşehir karayolunun ihaleye çıkması…
Hikmet Sepet yazıyor:
“26 Aralık’ta Kula, Alaşehir Karayolu İhaleye Çıkıyor!
Kula Alaşehir Karayolun da yol genişletme çalışmalarında sona gelindi.
Kula, Alaşehir yolunun 26 Aralık’ta ihaleye Kula ve Alaşehir li Siyasileri ve Kulalı Siyasileri harekete geçirdi.
İki İlçenin siyasileri kalabalık grupla Kula- Alaşehir yolu üzerinde bir araya gelerek 2012 yılında dönemin siyasileri bu yolla ilgili ilk çalışmayı başlatmışlar daha sonrasında neredeyse başlamadan sona ermişti.
Son bir yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi Kula İlçe Başkanı Nejat Gülmez ve Alaşehir İlçe Bakanı Fedayi Kozan el ele vererek yolun genişletilerek 10 metreye çıkarılması için çıktıkları bu yolda Geçmiş dönem AK Parti Gençlik ve Spor Bakanı İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu başta olmak üzere Manisa Milletvekilleri ve Manisa İl Başkanının desteklerini alarak ihale boyutuna taşıdılar.
*- ÇOK ÖNEMLİ
Kula ve Alaşehir AK Parti İlçe Başkanları yaptıkları ortak açıklamada, Kula Alaşehir Karayolunun Her iki İlçenin Sosyal, Kültürel, Ekonomik acıdan büyük katkı sağlayacak.
Karayolunun günlük araç yoğunluğu 1781 civarında olup bunların 150 yakını ağır vasıta trafiği oluşturuyor.
Yolun genişletilerek açılması sonrasında, araç trafiğinin yoğunluğu daha da artacak, kaza oranları azalacak, ayrıca Alaşehir’den hareket eden araçların yol güzergâhlarında da kilometre bazında avantajlı duruma geleceğini biliyoruz.
İlçe Başkanları yol ihalesinin 26 Aralık 2025 tarihinde yapılacağını ihale yi alan firmanın 15 gün sonra işe başlamış olup iki yıl içerisinde (2028 yılı sonun da) bitirmesi planlanıyor.
Hem güvenliği hem konforu hem Ekonomik katkıyı artıracak bu yatırım, bölge için çok önemli olarak kaydediliyor.
*- DEĞER KAZANAN TAŞINMAZDAN, KAMUYA PAY
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenen ve imar planı değişikliği sonucu, taşınmazların değer kazanmasından doğan kazancın bir bölümünün, kamuya aktarılmasını öngören İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Uygulama Yönetmeliği, 22 Kasım 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni düzenleme kapsamında ayrıca, 2942 sayılı kamulaştırma kanunu kapsamındaki; özel mülkiyette olup daha önce resmi kurum, idari tesis, okul, sağlık tesisi gibi kamu hizmet alanı olarak planlanan ancak kamulaştırılamayan taşınmazlar için de çözüm üretildi.
Eğer kamu kurumları bu alanlara artık ihtiyaç duymuyorsa ve ilgili idare de onay verirse, bu alanlarda plan değişikliği yapılabilecek.
*- KAMU YARARI ESAS ALINACAK
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Altın Emlak’tan Mustafa Hakan Özelmacıklı, ‘Yeni düzenlemeyle şehirlerin plansız büyümesinin ve keyfi imar değişikliklerinin önüne geçilecek.
Böylece hem şehircilik ilkeleri güçlendirilecek hem de kamu yararı esas alınarak adil ve dengeli bir kaynak paylaşımı sağlanacak.
Ayrıca imar planı değişikliklerinden doğan değer artışları artık çok daha net bir çerçeveye kavuşmuş olacak’ diyor.
Değer Artış Payı’na konu olacak plan değişiklikleri, belli metrekare kriterlerinde ve parsel bazında konut kullanımı hariç sadece fonksiyon değişikliklerinde söz konusu olacak.
İmar Kanunu’nun 18’inci maddesinin uygulanması kapsamında arazilerin arsaya dönüştürülmesi bu kapsamda değil.
Ayrıca bu düzenleme sadece vatandaşın talebiyle gerçekleştirilen plan değişikliklerinde söz konusu olacak.
Yani kamu tarafından gerçekleştirilen değişikliklerde geçerli olmayacak.
*- DEĞER ARTIŞININ YÜZDE 90’I KAMUYA
Yeni yönetmelik ile taşınmazın, vatandaşın talebiyle gerçekleştirilecek bir imar planı değişikliği sonucu değerinde meydana gelen artışın yüzde 90’ının kamuya aktarılması hüküm altına alındı.
Ayrıca değerleme için iki ayrı lisanslı değerleme kuruluşu tarafından rapor hazırlanması zorunlu hâle getirildi.
Nihai karar ise Kıymet Takdir Komisyonu tarafından kesinleştirilecek. Bununla birlikte kentsel dönüşüm alanları, kamu taşınmazları ve vakıf mülkiyetleri istisna tutulacak.
*- ÖDEME NASIL OLACAK?
Değer artış payının peşin ödenmesi hâlinde yüzde 10 indirim uygulanacak.
Taksit tercih edenler için dört taksit imkânı sunuldu.
Ancak ödeme tamamlanıncaya kadar taşınmaz üzerinde devir, satış ve ruhsat işlemleri yapılamayacak.
Bu durum tapuya da şerh olarak işlenecek.
*- HUKUKİ ANLAŞMAZLIKLARDA
Öte yandan kamulaştırılamayan alanlarda plan değişikliğinin önünü açan düzenleme ile de mülkiyet üzerindeki kısıtlamalar kaldırılarak vatandaş mağduriyetinin önüne geçilecek.
Kamu ile mülk sahipleri arasındaki hukuki anlaşmazlıkların dava sürecine taşınmadan çözülebilmesi sağlanacak.
Böylece bu yeni düzenlemelerle emlak sektörü daha öngörülebilir ve güvenli bir yapıya kavuşacak, diye anlatılıyor.
*- KADIN ŞİDDETİNE KARŞI
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’nci Ulusal Eylem Planı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmî Gazete’de yayımlandı.
İyi niyetle hazırlandığını düşünüyorum.
Ama üstüne basarak şunu belirtmem gerekiyor.
Kadına yönelik şiddetle mücadele; ‘mış’ gibi yaparak değil, samimi bir siyasi iradeyle mümkündür.
Genelgede ‘sıfır tolerans’ deniyor.
Çok güzel!
Ama bunu uygulatmak şarttır.
Türkiye’nin bugünkü durumu, yani gerçek tablosu da şudur:
“- Ülkemizde bir cinskırım var. Her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor; şüpheli kadın ölümleri artıyor.
- Veriler şeffaf değil, açıklanmıyor; kadın örgütleri hükümetin yapması gerekeni yaparak çetele tutuyor ve gerçek tabloyu görünür kılıyor.
- 6284’e yönelik saldırılar sürüyor; koruma kararları uygulanmıyor.
- Cezasızlık algısı, kadın cinayetlerini besleyen en kritik sorun olmaya devam ediyor.
Kadına karşı şiddetle mücadele için yapılması gerekenler çok açıktır:
- Kadını hayatın her alanında güçlendirecek, pozitif ayrımcılık içeren politikaları hayata geçirmek,
- Şeffaf ve düzenli veri paylaşmak,
- Etkin ve caydırıcı cezalar verecek özel yargıya sahip olma,
- Kadın örgütlerinin karar süreçlerinde söz hakkı olmasını sağlamak,
- Sığınak, cinsel şiddet kriz merkezleri, 7/24 alo şiddet hattı hizmetlerini yaygınlaştırmak,
- Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bütçeleme yapmak ve kadın yoksulluğu ile mücadele eden politikaları uygulamak.
Şiddetin panzehri eşitliktir.
Kadına yönelik şiddeti önlemek, önleyemediğinde korumak, koruyamadığında etkili ve caydırıcı cezalar vermek ve kadına güçlendirecek bütüncül politikalar uygulamak gerekmektedir.
Kadınlar artık söze değil, samimiyete bakıyor.
Kadın- erkek dayanışması da önemlidir.
Bu dayanışma da yaşatılmalıdır.
Kadınların dayanışması ise takdir ile takip ediliyor.
Buna da “Yaşasın kadın dayanışması!” deniliyor.
*- KISACA
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele V. Ulusal Eylem Planı (2026–2030) ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Resmî Gazete’de yayımlandı.
Bu genelgeye göre, görevliler kadına karşı yapılan her saldırıda ‘sıfır tolerans’ bile göstermeyecek.
Muhalefet, bu genelgenin toplumda karşılık bulmasını istiyor.
Mücadelenin kağıt üzerindeki planlarla yürütülemeyeceği önceki dönemlerde görüldüğünden tedbirlerin sıkı alınması, görev suiistimali yapan kim olursa olsun en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği üzerinde duruluyor.
Türkiye’deki gerçek tablo ortada, bunu çoğumuz değil hepimiz biliyoruz.
Ülkemizde bir cinskırımın var olduğunu da!
*-








Yorumlar
Yorum Gönder