AİLELER BU YAZIYI OKUMALI
YAŞAR EYİCE
*- VOLEYBOL GERÇEĞİ
Bir zamanlar lisanslı voleybol oyuncusu olduğumdan, ondan önce amatör sporlara özel ilgi duyduğumdan, şu anda Türkiye’nin en iyilerinden olan Levent Eskiçeri’nin makalesini sporu seven ve bilenlerin dışında, her ailenin okumasını öneriyorum.
Her satır bir mesaj veriyor…
Bu satırları, makaleyi okuduktan sonra yazının başına monteledim.
Umarım devamı gelir…
*- KONUMUZ VOLEYBOL
Levent Eskiçeri’nin ‘Merhaba’ dergisindeki ‘Gerçekten Voleybol Ülkesi Olduk mu?’ başlıklı yazısını beğeni ile okudum.
Levent Eskiçeri yazısına da başlıkta olduğu gibi soru cümlesi ile girmiş;
‘Sultanlar, Efeler, Prensesler, Prensler derken voleybolumuzda ülke olarak her şeyi başardık mı?
Yoksa bu benzetmeler ile yükselen değerimiz olan voleybolumuza fayda mı sağlıyoruz gerçekten?”
Devamını okuyalım:
‘Bu yazımda biraz sıkıntılar veya sorunları satırlarım el verdiğince dile getireceğim…
Neden mi?
Çünkü bunları yaşıyoruz ve göz ardı edemeyiz.
Altyapılardan yetişen sporcuların nerelerden geldiğini biraz olsun hatırlatmak istiyorum.
Biliyorsunuz, ‘Biz Voleybol Ülkesiyiz’ diyen bir reklam spotu ile son yıllarda sosyal ve yazılı mecralarda voleybolumuz öne çıktı.
Buna en büyük katkıyı Kadın Voleybol Milli Takımımızın aldığı dünya çapındaki başarılar çok etkili oldu.
Gerçekten de bu başarılar şimdiye kadar hiçbir takım sporlarında bu kadar uluslararası ödül ve başarı getirmedi.
Artık nal veya yarı nal oynamayan takımlarımızı eleştirmek moda oldu! Peki bu başarıların sebebi olan aysbergin görünmeyen altını kimler biliyor?
*- KİMLER BİLİYOR
Levent Eskiçeri, ‘Peki bu başarıların sebebi olan aysbergin görünmeyen altını kimler biliyor?’ sorusunun değerlendirmesini şöyle sürdürüyor:
“Bizler gibi yıllardır voleybol dünyasının içinde olan emekçiler çok iyi biliyoruz.
Kimler?
Kulüp sahipleri ve yöneticiler, Antrenörler, Beden Eğitimi Öğretmenleri, Hakemler ve tüm sporcuların aileleri ile salonlardaki tüm çalışanlar..
Federasyon ile Gençlik Spor Bölge çalışanlarını zaten saymıyorum bile… Sayıca milyonları olan voleybol ailesinin ülkemize yarattığı bu katma değeri ve saygınlığı son yıllarda özellikle altyapı çalışmaları ve kulüplerimizde zayı atmaya çalışıyoruz.
Tüm başarıların altında onları yetiştiren kulüpler ile fedakâr antrenörlerimizin olduğunu herkes biliyor ama bu altyapı kulüpler ile antrenörlerimize gereken değeri acaba verebiliyor muyuz?
Bu şartların oluşmasına yardımcı oluyor muyuz?
Destek veriyor muyuz?
Eh işte!
*- SADECE ALTI TANE
Voleybolun oynanacağı salonlar olmalı, ama yeterli sayıda olmalı…
Var mı?
‘Hayır…’
Yeterli mi?
‘Hayır…’
İzmir’de bu sene 130’u geçkin voleybol branşı olan kulüpler var.
Kaç tane salon var?
Maçların oynandığı topu topu 6 tane…
Peki bu salonlarda haftada en az 90-100 maç oynandığını sezon boyunca (15 Eylül de başlıyor Haziran sonuna hatta Temmuz ortasına kadar) devam edince nereden baksanız asgari 1200-1300 maç oynanıyor.
*- BEDAVANIN BİR ÜSTÜ
Voleybolumuzu irdelemeye devam ediyoruz:
Düşünün nasıl bir cambazlıkla bu salonlara sıkıştırılıyor bu maçlar?
Bitmedi henüz, bu maçlara gelen aileler ile hakemler, gözlemciler ve tabiiki 29 antrenörler ile sporcular ve kulüp yöneticilerinin yağmur-çamur, sıcak-soğuk demeden yaptıkları fedakârlıkları…
Şimdi içinizden ‘eh canım,.. İşiniz bu yapacaksınız bedava mı sanki?’ diyenler olabilir ama inanın bedavanın bi tık üstü!
Niye mi yapıyoruz?
Seviyoruz voleybolu…
Sevmek kadar bu işe gönül verenlerin emeğine saygı gösterseniz keşke…
Altyapı kulüplerimizin salonları çoğunun yok.
Okullarda yer olursa antrenman yapacaklar…
Üstelik son yıllarda bu okul salonlarına artık ‘ihale yoluyla kira’ sözleşmeleri yaptırılıyor.
Biraz gücü olanlar, milyonları bastırıp salonu yıllık kiralıyor sonra da, kar amacıyla diğer kulüplere, ‘ucuz olmayan paralarla’ saatlik kiralatıyor…
Salonu kiralamak zorunda kalan kulüpler de, bu yüksek kira paralarını aidatlarına yansıtıyor.
Aidatları ödemek zorunda kalan sporcu velileri de ister istemez veryansın ediyor, haklı olarak.
*- DİŞTEN TIRNAKTAN
Orta direk falan kalmayan ülkemizde voleybolu seven ve oynamak isteyen çocuklarımıza, aileler dişinden tırnağından artırarak aidat ödüyor, yetmiyor ayakkabısıdır, dizliğidir, formasıdır, eşofmanıdır bir tomar para ödüyor.
Üstelik bir de kendi getiriyor, götürüyor arabası ile veya toplu taşıma ile.. Bunlar sporcu tarafı, kulüpler ise o malzeme para, şu top para, katılım para, kira para, eğitim para ile kendi dertlerine düşmüşken (Profesyonel lig takımlarını bunların dışında tutuyorum, çünkü onlar ayrı bir yazı konusu) bu seneyi de yırttık seneye Allah Kerim diyerek sezona başlıyor…
Ancak aidatlar biraz gecikir veya alamayınca bu sefer antrenörlerin aylıklarını aksatmaya başlıyor.
Bunun sonucu ya antrenörler işi bırakıyor ya da yeterli olmayan (kademesi olmayan) tecrübesiz ablalar veya abileri devreye sokup çocuklara çok basit ve yetersiz voleybol eğitimi veriyorlar!
*- AYAKTA KALACAKLAR
Bu spor okullarındaki eğitimleri de çoğu sporcu ailesi maalesef görmüyor veya göstermiyorlar!
Nasıl geldik buralara o zaman?
Voleybolumuz bu kadar başarılar ile anılınca ve özellikle kız çocuklarımız için rol model olunca bir anda plansızca Altyapı kulüpleri çoğaldı.
Parası olanlar akıllı davranıp, prefabrik salonları boş arsalara koyarak kendilerine ait tesisler yapmaya başladılar.
Tebrik etmek gerekir, çünkü kendi tesisine sahip olanlar bir şekilde ayakta kalacaktır.
Ancak tesislere sahip olamayanlar zaman içinde eriyip gidecekler veya birkaç kulüp birleşip tek isim altında güçlü kalacaklardır.
Para kazanmak amacı ile kulüp kurma hayalleri bir bir bitecek, bitmelidir de…
*- BAŞAŞAĞI GİTMEYELİM
Voleybol da diğer spor dalları gibi kolay oyuncu yetiştiremez, düşünebiliyor musunuz en az iyi bir oyuncu olmak için 8000 – 10.000 saat antrenman yapması gerekiyor, bu sporcuların…
Üstelik kaliteli ve doğru antrenörlerin yönetiminde...
Bu kadar basit değil, yani anlayacağınız bir Eda Erdem olmak, Bir Efe Mandıracı olmak…
İşte bu nedenler ile başta TVF olmak üzere tüm ülkedeki Altyapı kulüplerinin doğru ve gerçekçi eğitimler vermesi, hemen tümünün aynı sistem ile hareket etmesi ve aynı düşüncelere sahip olması gerekir ki bundan sonra da Eda’lar Zehra’lar Cansu’lar veya Efe’ler Yiğit’ler Mustafa’lar yetiştirilsin…
Rant gözüyle bakılmaya başladığını hissettiğim voleybolun Altyapı çalışmalarında, tüm paydaşların üstüne düşen; bu muhteşem uluslararası başarıların ekmeğini yiyip bitirmek olmamalı, bu ekmeği yapan ustalar olmalı, bunları pişirecek fırınlar (Kulüpler) olmalıdır.
Bu arada yetenekleri keşfeden tüm yetiştirici kulüp veya antrenörlere bir prim verilmeli onları az da olsa motive etmelidir Federasyon ve Gençlik Spor Bakanlığımız…
Şu anda Voleybolun rüzgarını arkasına alan Federasyon ve bazı güçlü firmalar, kulüpler, bankalar başarıların devamı için neler yapılmasını her yıl çalıştaylar yaparak kir üretmeli ve ‘Vargas gibi dünya çapında nasıl oyuncu yetiştirebiliriz?’ sorusunu sormalıdır kendilerine…
Yoksa birkaç kulübe ve banka veya holdinglere yaslanarak, Vargas gibi sonradan milli yapılarak oyunculara sahip olmak bizim gibi yetiştirici kulüp antrenörlerine değer vermeyerek, Altyapı kulüplerin sorunlarına kulaklarını tıkayıp dertlerini dinlememek hiçbir başarıyı getirmez…
Tam tersi baş aşağı gideriz, hem de bir anda!
*- YAZIK OLMASIN
Bu kadar yılın emeklerini heba etmeyelim, yetiştirici kulüplere destekler verelim.
Hem mali yönden hem de bilgi yönünden güçlü Altyapı kulüplerine sahip olursak voleybol ülkesi oluruz.
Salonlarımızı bu kulüplere tahsis ederek, antrenörlerine gereken eğitimleri ve ücretlerin haklarını vererek voleybol ülkesi oluruz.
Dünyaya antrenör ve sporcu ihraç ederek voleybol ülkesi oluruz.
*- KIZAN OLUR
Paraları bastırıp saygın ülkelerin iyi oyuncularını alıp sahaya sürüp şampiyon olmak günü kurtarmaktan başka bir şey olmaz.
Belki bazıları kızacak ama Basketbol Avrupa Şampiyonu olan kulübün ilk beşinde bir Türk oyuncu olmamasını ben doğrusu başarı olarak pek nitelendirmiyorum.
Altyapılardan yetişen tüm oyuncuların en üst seviyede kadrolarda olması ve sahada mücadele etmesi ancak Milli takımlarımıza uluslararası seviye artıracaktır.
Biz Voleybol Ülkesi (henüz) değiliz ancak olmak için gayret sarf eden bir ülkeyiz!
Çok çalışmalıyız, çook…
Daha çok yolumuz uzuuuuun…
Reklam ilmindeki gibi kısa olmuyor bu işler…
*-





Yorumlar
Yorum Gönder