Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ERKEKLER, KADINLARI SÖYLÜYOR...

Resim
YAŞAR EYİCE *- BİR GÜNÜM Usta gazeteci Ünal Tümin ile Urla’da ‘Gazeteciler Sitesi’ndeki konut mesafemiz herhalde en fazla 250 metre. Telefona – telsize elektronik haberleşme cihazlarına gerek kalmadan, yüksek sesle seslensem, bağırsam, bağırsa duyarız birbirimizi. Yaz bitti, beş dakika ‘Merhaba’ diyemedik birbirimize. Ama haftanın ilk günü Urla Devlet Hastanesi’nde karşılaştık. Kalabalık içinde biri sesleniyordu, dönüp baktım o, yani Ünal Tümin ile sevgili eşi Türkcan Tümin… Ben ve Karşıyakalı Sarışın da ‘Merhaba’ dedik, sanki yıllarca birbirimizi görmemiş gibi Tümin ailesi ile kucaklaştık. Hastanede mi karşılaşacaktık?.. *- BEREKET GELDİ Demek onların da hastanelerde, doktorlarla işleri varmış ki, en az Ekim sonuna kadar Atatürk mahallesinde kalacaklarmış. Bu arada aylar sonra Urla’ya tabii dolayısıyla ‘yağmur’ düşmeye başladı. Bir zeytin üreticisi, ‘Yaşasın!’ diyordu sevinçle çevresindekilere, ‘Daneler şimdi şenlenecek, üzüntüleri bitip kendilerine gelecekler!’ Şunu demek istiyordu...

YAVAŞ VE TEMPOLARI DÜŞÜK, GERİ DÖNÜŞLER YOK

Resim
YAŞAR EYİCE *-İLK ADIM Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona’dan öğrendim: “Kıbrıs'taki seçimi, Siyasal İslam Kaybetti, Laiklik Kazandı!..” Son zamanlarda ne Kuzey Kıbrıs’i ne de siyasi gelişmeleri takip etmedim. Sadece medyadan önceki İçişleri Bakanının, Kıbrıs Türk kesiminde iktidar lehine çalışmalar yaptığını öğrendik. Konuyu ve gelişmeleri en iyisi Özkan Rona’nın açıklamasından öğrenelim… Belirttiğine göre; “AKP’nin Kıbrıs’a siyasal İslam ihraç etme hamlesi, Kıbrıs Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi. Öğrencilerde başörtü tartışması ile başlayıp okulları tarikatlerin kontrolüne geçiren süreç henüz ilk adımında iken (Türkiye' nin geldiği noktayı da görerek) Ktoeos ve KTÖS öncülüğünde yürütülen mücadele ile Kıbrıs Türk Toplumu laiklik hakkını sahiplendi. Laikliğe sahip çıkma temelinde birleşen kamuoyu gücünü de arkasına alan Kıbrıs Anayasa Mahkemesi ise kıyafet tüzük değişikliğini iptal etti. Kıbrıs'ta halk kazandı, Kıbrıs'ta mücadele kazandı, Kıbrıs'ta La...

MÜDÜRÜM, ŞAİR- YAZAR ATTİLA İLHAN'DAN ÖĞRENMİŞTİM

Resim
YAŞAR EYİCE *- DOĞRUYU BULMAK Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Ben de, mümkün olduğunca doğruları yazmaya çalışıyorum. Ama önceki yazımda ‘yanlış’ yaptığımı, ‘İzmir’de bir foto muhabirinin anıları’nı, ‘Gazetecilikte Beyaz Gömlek’ eserini okurken fark ettim. İzmir’in Narlıdere ilçesinde tesadüfen meslektaşım, eskimeyen dost Alaattin Gürırmak ile kısa sohbetimi ve bir anımı paylaştıktan sonra öğrendim. Meğer yıllardır ‘Alaattin’ dediğimiz Foto Muhabiri arkadaşımızın gerçek adı, kitabının kapağının tam da üstünde bize göz kırpıyormuş; ‘Alahattin Gürırmak!’ Ama ‘Alahattin Gürırmak’ hiçbir zaman yanlışımızı yüzümüze vurmadı. Bana bu isim yanlışlığı iki şeyi anımsattı: Birincisi, ilk genel yayın müdürüm şair yazar ‘Kaptan’ Attila İlhan’ı… Kesinlikle ve kesinlikle bu ‘büyük düşünürümüz’ daha Atatürk Lisesi’nde okurken cezaevi ile tanışan Şair- Gazeteci ‘Attila İlhan’, adının yanlış, örneğin ‘Atilla’ diye yazılmasına büyük tepki gösterirdi, ama kibarca… Günde sadece bir çay içe...

SÜLEYMAN DEMİREL'E İKRAM YEMEĞİ ONDAN ÖNCE YİYORDUM

Resim
YAŞAR EYİCE *- YAŞAMIN ÖZENLİ TANIĞI Tahminen dört ay önce randevusunu aldığın İzmir Dokuzeylül Üniversitesi Hastanesi’ne ultrason çekimimden dönerken, Narlıdere’de çok eski dost ve meslektaşım Alaattin Gürırmak’a rastladım. Bir yerde oturduk. Eşiyle birlikte arızalı telefonunu yaptırabilmek için çarşıya çıkmışlar. Kaç yıl önce, Bornova’da yapılan nikahlarına yetişebilmek için nasıl kan ter içinde kaldığımı anımsadım. Süleyman Demirel Başbakan iken kendisiyle çıktığım Anadolu seçim turunda yolumuz Kütahya’ya düşmüştü. Simavlı Alaattin Gürırmak da, yerel muhabir olarak Demirel’in fotoğraflarını çekmekle görevlendirilmiş. Bir yaylada öğle yemeği verilmişti. Önceki günlerde, ‘Sayın Başbakanım, ben sizin yüzünüzden aç kalıyorum!’ demiştim. Süleyman Demirel de, ‘Neden Eyice?’ diye sorduğunda, ‘Servis önce size ve parti protokolüne yapılıyor. Bize tam sıra geldiğinde siz program gereği kalkınca birlikte yola çıkıyoruz, Yani aç kalıyoruz! Karnımızı doyuracak bir yer bulmak da imkansız hep ya...

MERAK ETME, HİÇ SORUN ÇIKMADAN TIKIR TIKIR İŞLER

Resim
YAŞAR EYİCE *- ‘İYİ OLMAK!’ Bir okuyucum gönderdiği mesajında, ‘Gençler, bu soruları sormak zorunda olmadıkları bir yaşam istiyor!’ diyerek sıralamış… Bir ikisini paylaşayım, irdeleyelim; Okuyucum diyor ki; ‘Mezun olduğumda iş bulabilecek miyim?’ Bu sorunun cevabı birçok faktöre bağlı ama umutlu olmak için güçlü nedenler de var İş bulma ihtimalin; hangi alanda eğitim aldığın, becerilerin, staj deneyimlerin, iletişim ağın ve iş piyasasının o dönemdeki durumu gibi etkenlere göre değişir. Daha net bir değerlendirme yapabilmemiz için birkaç önemli soru sorabiliriz; - Hangi bölümden mezun oluyorsun? - Şu ana kadar yaptığın stajlar, projeler veya gönüllü çalışmalar var mı? - Hangi şehirde veya ülkede iş aramayı planlıyorsun? - Hedeflediğin sektör veya pozisyonlar neler? Ama şunu unutmayalım: Mezuniyet sadece bir başlangıç. Kendini geliştirmeye devam ettiğin sürece iş bulma şansın hep artar. Şimdiki zamanda ne yapılıyor? Öncelikle gerekli birime ‘CV’ dedikleri, kendinle ilgili bilgilerin,...

30 PARAYA ÇALIŞANLAR

Resim
YAŞAR EYİCE *-İKİNCİ CİNS! Bu yazıyı yazmam için aldığım notların tarihine baktım 15 Ocak 2025… Meslektaşım Şadıman Şenbalkan’ın notlarından ve araştırmalarından yararlandım. Konunun ana konusu şu: “Kitaplar tarihe not düşer… Ve hayata hazırlar insanı…” Fransız Yazar Emile Zola’nın, Germınal’in adlı kitabında 18 yüzyılda yaşanmış gerçek hikâyedeki yaşam koşulları fakirliğin, açlığın, işsizliğin kol gezdiği bir coğrafyada kadın ve erkek gerçeğini vurguluyor. Kadın, gerek ailesi gerekse kocasıyla paylaştığı yaşamında; hemen hemen her zamanlarda ‘ikinci cins’ gibi görülüyor. Günümüzde ve de asırlar öncesinde de dişil kimliğiyle kendi öznesi dışında kalabiliyor. Eril anlayışın kadına biçtiği ‘kadın imajı’, toplumlara göre şekilleniyor. Kadının günümüze dek uzanan birey olarak var olma mücadelesi sürüp giderken kadının yaşamı; ‘Toplumsal Cinsiyet’ ayrımında hayatı; kendini bulduğu çevre faktörlerine, yaşadığı coğrafyaya göre ve zaman mekân ve de feodal yapılarla adeta orantılanıyor. *-...

BU AMERİKALILAR HEP ALGI YARATIYOR

Resim
YAŞAR EYİCE *-İNSAN OLMAK Tanrı ile pazarlık yapan insan demiş ki; ‘Gökyüzü benim, bulutlar senin, Deniz benim, dalgalar senin!..’ Tanrı demiş ki;! ‘Sen insan ol, hepsi senin!’ İnsan olmak başka bir şey… Çünkü hepimiz çevremizde, yolda, çarşıda ‘insan!’ kılığında ne ‘hayvanları!’ görüyoruz… Bugün ‘ahlâk’ konusun ele almak istiyorum. Bu kavram nedense hepimize göre değişebiliyor. Önce yakın zamanda sayılabilecek bir diziyi ve toplumdaki, çarşıdaki gelişmeleri, bundan faydalananları ele alalım. Daha da önce bugün tanık olduğum bir konuşmayı nakledeyim: Alışveriş yapıyordum, akşamüstüne yakın bir zamanda. İki öğrenci önümdeydi. Sanıyorum, bizim eski devire göre, ‘liseli’ dediğimiz öğrenciler. Hangi üniversite ve fakülte mezunu olduğunu bilmediğim kasa görevlisi, ‘Biz bunu okulda bile içiyorduk!’ gibi bir laf etti. İki öğrenciden biri de, ‘Henüz erken, akşam!’ dedi. Günahlarına girmeyeyim ama, anladığım kadarıyla, aldığı meyve suyunun içine alkol karıştırarak içiyorlardı, bunu da, akıl al...