Kayıtlar

Eylül, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR SİVRİSİNEK GERCEĞİ

Resim
YAŞAR EYİCE *- PARMAK İLE Belediyelerin ‘Ekim Ayı’ olağan meclis toplantıları başlıyor. Biliyorsunuz, TBMM’de göreve başladı. Açılış öncesinde ne yapıldı? Kavgalara karşı, merdivenlerin köşeleri düzeltildi. Yönetimin yanına da ‘İmdat doktor!’ butonu kondu. Aynen ‘Banka ya de işyeri soygunlarına’ karşı olduğu gibi. Bir zamanlar neredeyse her gün, özellikle ‘Taksicilere’ musallat olunmuştu. Çeşitli tedbirler düşünüldü ve ‘imdat butonu’na kurtarıcı gözüyle bakıldı. TBMM’yi biliyoruz. Peki bizi yakından ilgilendiren belediyelerin meclis toplantılarında ‘neler yaşanıyor, neler yapılıyor?’ bundan haberimiz var mı? Bir iki kez takip edin, meclis üyelerine yapılan güzel ikramlardan istifa edin ve ‘özel anlaşmalar!’ olup olmadığını, bazı ‘özel’ takipçilerin hallerini de takip ederek, ‘Tamam’ ya da ‘Bu kez yine olmadı!’ yani anlaşmalar tam sonuçlanmamış, sonucunu bile fark edeceğinizi sanıyorum. Bu arada bazı belediyeler, webtv yayını yapıyor. Kendilerine güveniyorlar, vatandaşlarına da böyle...

YASTIK VE ÇARŞAFLARI BİLE ÇALIYORLAR

Resim
YAŞAR EYİCE *- SOYGUN İÇİMİZE GİRMİŞ Başar insana güven ve güç verir. Özellikle bu zamanda bu kolay bir iş değil. ‘Böylesi daha iyi!’ dememiz, emeklerin boşa gitmemesi demektir. Emek en büyük değerlerden biridir. Bunu iş yaşamımız, ev yaşamımızda değil, özel alan ve çalışmalarımızda görürüz, Sanatta, edebiyatta, çeşitli kol ve beyin faaliyetlerinde. Belediyelerimiz bu konuda ilk adımı, alfabenin ilk adımını attırıyor.x Ama sadece ‘işsiz güçsüz’ diyebileceğimiz, emeklilerimiz ve belli yaşın üzerindekilere… Gençler için ‘Ehh işte!’ diyebilirim. ‘Türk edebiyatının en güzel hikayeleri’ başlıklı bir kitabı okumaya çalışıyorum. Arada bu hikayeleri özet halinde paylaşmaya gayret edeceğim. Hepimiz biliyoruz: Ünlüleri de var, ünsüzleri de… ‘Ünsüzleri!’ hemen her gün kitap haline getirilen, sizlerin… Reklamları yok! Belki de içlerinde, günün değil, gelecek nesillerin bile kitaplıklarında yer alacak ölçüde önemli… Yani birçok gencimiz, ya da ilgi duyan, kalemi eline alanın, büyük emek vererek...

ELE VERİR TALKIMI, KENDİ YUTAR SALKIMI

Resim
YAŞAR EYİCE * *-, NE OLDUĞUNU ANLAMAZSINIZ Cezaevleri okuldur! İyiyi de doğruyu da, fenayı da orada öğrenirsiniz. Ama koğuş arkadaşlıkları ise, aynen okul arkadaşlıkları, dostlukları gibidir. Tabii bu gerçek ‘kader mahkumları’ için… Bir de ‘ıflah edilmezler’ var ki, ne öğretsen, ne söyleşenler anlamazlar. Bunlardan koğuş arkadaşları değil, anneleri babaları kardeşleri, arkadaşları akrabaları bile illallah demektedir. Konuşmak bir yana, selam bile verilmez. Bunlar zaten yollarını seçmişlerde, kötülükten yana… Bunlar, halkın değişişle ‘İçimizdeki Şeytan’la işbirliği yapmaktan mutludurlar. Yasadan, kuraldan, insanlıktan anlamazlar…. Kaba kuvvet ve hile işleridir. Kendilerine her şeyi hak ve mubah görürler… Bir dedikleri diğer söylediklerini tutmaz. Bakışları bile ‘haince’ dir… Bunlar da cezaevlerinde, gizlice, ama koğuştakilerin gözleri önünde, gruplaşarak, ‘Nasıl aldatılır, nasıl hem polisi, savcıyı, hakimi, herkesi kandırır, suyumuzu, dümenimizi sürdürürüz!’ sistemini, hatta yasaların...

VAY SOYGUNCULAR VAY

Resim
YAŞAR EYİCE *- ‘HASTANE’ HATIRLATTI Zamanımızı bilmiyorum. Bizim zamanımızda, şiirleri, hikayeleri, şarkıları halâ ağızlarda ve hafızalarda olan ünlü edebiyat öğretmenlerimiz vardı. Hepsi üreticiydi. Özellikle İzmir Namık Kemal Lisesi’ndekilerden, sitayişle söz etmek isterim. Tabii ki, her kentimizdeki öğretmenlerimiz süper idiler. O zamanlardan aklımda, daha önceki hikâyecilerimizden, ‘Hastane odası’ nı, ya da ‘Hasta evini’ anlatması… Bilenler, okuyanlar şimdi ‘Şıp diye!’ eseri ve yazarımızın adını söyleyeceklerdir. Konum bir hastanemizin, iki kişilik, her türlü bakımı, teşhis ve tedaviyi yapan sağlık görevlilerinden, öğretim görevlilerine kadar her görevlinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İşini yapan en büyük yurtseverdir!’ mealindeki sözlerini, büyük bir özveri ile yerine getirdiklerini gözledim. ‘İstisna’ yok, ‘torpil!’ yok… Bunu doktorlarımız için söylüyorum, particilik yanı ağır basan bazı idareciler için değil… Bazıları, herhalde büyük beklentileri olmalı, ya da koltuk rahat...

GERÇEK HABERCİLERİN YOLU AÇILMALI

Resim
YAŞAR EYİCE *- ALLAH’A HAVALE EDELİM Her yıl, birçok kentte ‘Çalıştaylar’ düzenleniyor. Panellerin, toplantıların, şunların bunların hesabını tutamayacağınız kadar çoklar. Peki sonuç nedir? Bilirkişiler ve kendilerini uzman sanan, dünyadan değil, kentlerinden bihaber, biraderlerin çoğu ‘Ahkâm!’ kesiyor. Aralarında ‘doğru’ söyleyenler de var. Ama hepsi bir noktada toplanıyor ve rafa kaldırılıyor. Madem böyle bir karar verildi, madem çok büyük masraflar yapıldı. Tabii bu konuşmacıların, bir çok giderleri oluyor, bunları karşılayanlar da belediyeler ya da devlet baba. Hani bazı özel kuruluşlar ‘Biz ödeme yaptık!’, masrafları ‘esnaftan, hayırsever iş insanlarından aldık!’ diyorlar ya, yalan… Bu yalnız görünüşte. Hiç ama hiç kimse, mecbur kalmadıkça beş kuruş bile vermez. Verdikleri de, bir şekilde ama ihale, şu anda aklıma gelmeyen yollarla ve de fazlasıyla alırlar. Sonuç olarak, ya tozlu raflarda kalacak, benim ‘Beş numaralı dosya!’ dediğim gibi çöp tenekesine atılacaksa, bu masraflara...

HEMŞİREYE TORPİL YAPTIM, PİŞMAN OLDUM

Resim
YAŞAR EYİCE *- TORPİLLİ OLMASINLAR Bazı okulların temizliği için 30 bin hizmetli işe alınacak. Resmen açıklandı. Bütçeden para çıkmış, onaylanmış, belli. Yılın ilk altı ayından sonra genelde, ‘Para yok!’ denilir, harcamalar belli yerlerin ve talimatların dışında verilmezdi. Bu bildim bileli böyle… Devletçi düşünce… Zaten devlete kapak atan önce bunu öğreniyor. Hani ‘Rabbena hep bize!!’ düşüncesi… Bu düşüncede olanın cebine giren yok. Düşünce, ‘Eğer para gelirse işin devam eder, yoksa işsiz kalırsın!’ Özel sektörde de böyle! *- PARA PARA PARA Bir büyük Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı yani patronunun yıllar önce sahip olduğu 53 fabrika yöneticilerine yazdığı mektuplarını okumuştum: Özetle; Yeni yıl tebrikinden sonra, ne kadar kazanç beklediklerini, bunu sağlamalarını istiyordu. Her fabrikanın yaptığı üretime göre özel kar- zarar hesapları çıkarılmış ve tarih verilerek açık ve net ‘Şu kadar parayı bana getireceksiniz!’ deniliyordu. Adamın çocukları da, belki de göstermelik olarak, b...

HANGİSİ? 'ADAM MI, ERKEK Mİ?'

Resim
YAŞAR EYİCE *- SU MESELESİ Sevgili okuyucularım, alfabede ‘A’ demeden ‘B’ye atlanır mı? Ama şimdi her şey gibi o da değişti. Anaokulundan itibaren, her öğretim ve öğrenimin ‘Bakan’ ya da ‘Akil adamlar (!) tarafından değiştirildiğini görüyor, yaşıyoruz. Belediyelerin ilk işi nedir? ‘Yol, su, elektrik!’ Devletin ilk işi nedir? ‘Eğitim, sağlık, güvenlik’ bunlara ilave de ‘Ekonominin gelişmesi…’ İnsanlarda ne aranır? ‘Ahlak!’ Tabi bunların yan kolları var. Nasıl denize bir taş atarsanız, ya da suya bir ağırlık koyarsanız, deniz ulaşımında geçen bir teknenin, geminin çıkardığı dalgalar daireler şeklinde her tarafa uygun şekilde yayılıyorsa bu da böyle… İşe, okula, eve giden ne ister? O yorgunlukla, huzurlu, güvenli, mutlu ve keyifli olarak, kısa sürede, yollarda sürünmeden evine gidebilmek. Ailesini geçindirmek, ona buna el avuç açmamak. Böyle bir durumumuz var mı? Başta emeklilerimizi düşünün… *- AİLELER BİLE BÖLÜNDÜ Öyle ki, bırakın onla bunla birlik ve beraberliği sağlamayı, birçok a...

ÇEŞME'DEKİ KIZIL KENT!

Resim
YAŞAR EYİCE *- RUMELİ’DEN ANAVATANA BÜYÜK GÖÇ Bir ara onlardan söz etmiştim. Kendilerini tanıttıklarında, ‘Biz Rumeliyiz Platformuyuz!’ demişlerdi. Hedef ve amaçları da, dikkatinizi çekerim, her zaman her yerde ve işte olduğu gibi ‘Bugüne kadar yapılamayan projeleri tek tek gündeme taşımaya çalışıyoruz!’ idi. Mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Bir ermeni arkadaşım, ‘Bizler ezikiz!’ demiş ama kabul etmemiştim. Asıl yıllarca ‘ezik’ durumda olanlar, bu yurdun öz evlatları saydığım Rumeliler, adalılar, Giritliler, Boşnaklar, yani Türkler,,, Osmanlı’da da böyle olmuş, 700 hatta bin yıllık bir zincir hayatını Gazi Mustafa Kemal Atatürk çözmüştü. Geçenlerde ‘Gaziler Günü’ sözde kutlandı. Bir iki beyanat, bir iki yerde yürüyüş ve çelenk merasimleri… Böyle mi olmalı? Aynen, bana ‘Kravat hediye edilen’ Polis Günü ve Haftasında olduğu gibi… Olmaz ve olmamalı… Değerlerimize sahip çıkmazsak, kim çıkacak? Gidin yurtdışına da görün… Ama birbirimizi sevmemeyi öğrendik, ‘Hadi canım!’ demeyi…...

BİZ BİZE ve GECMİŞTEN BU GÜNE

Resim
YAŞAR EYİCE *- GÖNÜL PENCERESİNDEN ‘Bir fotoğrafın yazdırdıkları’ başlıklı yazım birçok okurumun ilgisini çekmiş, sonucunda yorum yaparak görüşlerini bildirmişler. Biliyorsunuz, bir makale içinde 1900’lu yılların alimi Hasan Rasim gibi daldan dala atlayıp, çeşitli konuları işlerken, arada ukalalık yapıp görüşlerimi, yaşadıklarımı, gördüklerimi de kendi penceremden aktarıyorum. Tabii ki beğenmeyenler, hatalarımı bulanlar da oluyor. Herkese kapım sonuna kadar açık. Sinirlensem, kızsam da bazı yorumlara ve kişilere kesinlikle işimde duygularımla hareket etmemeye gayret ediyorum. Bunu da belirteyim. Hak ve adalet terazisi neyse bu! *- DOĞAL ve SADE Ankara’dan Erol Altınmekik ‘harika’ derken, gerçek vatansever Ülkücü Selahattin Haseki de bu yazıma şu yorumu gönderdi: ‘Bilgisel için emeğinize sağlık olsun. Geçmişi götürdünüz bizleri. Her şey ne kadar doğal, ne kadar sade idi. Özlüyoruz.’ Alim Güngör, Doğan P, Poroviç, Güliz Güzeldiyar ‘Çok güzeldi, gönlünüze sağlık olsun’ dilek ve görüş...