Kayıtlar

TESELLİYİ KENDİ SESİNDE BULDU

Resim
YAŞAR EYİCE *- OTOYOLLAR NEDEN KARANLIK Geceleri otoyolda seyahat edenlerin aklına gelen ilk soru genelde aynıdır: “Neden burada sokak lambası yok?” Şehir içindeki aydınlatılmış yolların aksine otoyollarda uzun bir karanlık koridor ile baş başa kalırız. Ancak bu durum tesadüf değil bilinçli bir tasarım tercihidir. *- ŞEHİRDE GÜVENLİK İÇİN Otoyollarda yayalar, bisikletler ve motorsuz araçların bulunmasına genellikle izin verilmez. Şehir içi karma bir yapıdadır ve sokak lambaları genellikle yayalar ve motorsuz araçlar için güvenlik sağlar. Ancak otoyollar düz ve basit bir yapıda olduğu için böyle bir ihtiyaç söz konusu değildir. *- DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜN AKSİNE Ayrıca otoyollardaki kontrollü giriş-çıkış noktaları ve koruyucu bariyerler sayesinde hayvanların veya yabancı unsurların yola çıkması da engellenir. Bu nedenle karma trafik koşullarının olmadığı otoyollarda sokak lambalarına gerek duyulmaz. Otoyollara sokak lambaları eklemek düşündüğünüz kadar güvenli bir çözüm değildir. Ayd...

KOPYACILIKTA ÜSTLERİNE YOK!

Resim
YAŞAR EYİCE *- TIPA TIP AYNISI Bizimle ilgili değil! Bu özlü söz Çinlilerle ilgili. Bakın dünya piyasalarını ve Amerika’nın ticaretini allak bullak eden Çinlilerin ataları ne demiş? ‘Bir fakir ve zengin mahkemeye düşerse; zengin kazanır! İki zengin mahkemeye düşerse, hakim istifa eder! İki fakir mahkemeye düşerse, adalet yerini bulur!’ Bu yıllardır böyle mi bilmiyorum. Bildiğim çok eski dönemlerde böyleymiş… Araştırmalara, uzun sürelere gerek yok! Baksanıza üç küçük ve anlamlı cümle ile Çin’de ‘Adalet’ nasıl oluşmuş anlıyoruz. Ben de bir ekleme yapayım: Çin insan gücü ile dünyada bir numara. Birçok yerinde Afrikalılar gibi bir yaşam sürdüklerini görürürüz. Geçekonduları bile yok… Ağaç yaprakları bu işi görüyor. Meksikalılar gibi bir yerlerde sızıp uyuyorlar. Yarım ekmek fiyatına iş bulunca seviniyorlar. Bu anlatımımda belki biraz abartı var ama genelde düne kadar durum böyleydi. Bakmayın siz, davetle Türklerin bulunduğu bölgelere ve özel yerlere götürülüp ağızlarından ‘methiye sözler...

KOLAY DEĞİL BE USTA!

Resim
YAŞAR EYİCE *- GİTTİM, GELDİM! 1 Nisan Şakaları değil! İzmir televizyonundan (Ege TV) haberleri dinlerken, birden irkildim: ‘Yaşar Eyice Mustafa Kemal Bulvarı’nda, bir bisikletliyi ezerek öldürdü!’ başlığıyla olayı ayrıntısı ile veriyordu. Ben bu haberi dinlerken, İzmir’den çok uzaklarda idim. Ne yapacağımı şaşırdım… ‘Acaba birisi benim kimliğimi mi kullanıyordu?’ diye düşündüm. Çünkü bir arkadaşımın kimliği kopyalanmış, fotoğrafı haricinde tıpa tip kendi kimliğinin bir sureti çıkarılmıştı. ‘Sureti’ yani ‘benzeri’ değil tıpatıp aynısı. Nasıl olduysa, bu ‘sahte kimlik’ ile elektronik pahalı eşyalar ve son model an pahalı cep telefonu bile almışlardı. Olay evine ‘icra’ gelince ortaya çıktı. Halâ bu sıkıntıdan, beladan kurtulamadı, çeşitli ilgili devlet dairelerine, yetkililere ifadeler vermesine rağmen… Nereden biliyor? Kendi kimliğinin sahte fotoğrafla benzeri ile yaptığı alışverişin, uygulamaya aldığı bir program sayesinde bilgisi olduğunda… Öğrendiğime göre, aynı dolandırıcılık sist...

KEYİFE KEYİF, LEZZETE LEZZET KATMAK İÇİN YAPILACAK

Resim
YAŞAR EYİCE *- BİR BAŞKA EFSANE Bir süre önce Türkiye’nin ilklerinden ‘Anadol’ ile ilgili bir yazıyı kaleme almıştım. Amerikalılar her zaman olduğu gibi ‘yerli otomobil’ konusunda da bize kazık atmışlardı. Bursa’da görevli mühendislerimiz, ısrarcı olunca kendilerine Vehbi Koç da destek verince ‘Anadol’ yaşama geçirildi. ‘İçten dıştan’ diyoruz ya, bu güzel ve önemli otomobilimiz de ‘Devir’in akıbetine uğradı, halbuki hiç arıza vermeden dünyayı dolaşıyordu. Şimdi de, yine Bursalı dostların anımsattıkları bir otomobilden söz edeyim: ‘Fransa’dan Türkiye’ye uzanan bir başarı hikayesi: Renault 12’nin sıra dışı yolculuğu’ konumuz. ‘1970’li yılların başında, Türkiye’de otomobil sahibi olmak lüks sayılıyordu. Az sayıda model bulunuyor, ithal edilen araçlar pahalıya satılıyordu. İşte tam bu noktada, Renault’nun Türkiye macerası başladı. Fransız otomotiv devi Renault, 1969 yılında Renault 12 modelini piyasaya sürdü. Avrupa’da oldukça ilgi gören bu model, sağlamlığı ve geniş iç hacmiyle beğen...

İNSAN YİYEN ASLANLARI VURAN BORNOVALININ DEDESİ

Resim
YAŞAR EYİCE *- KENYA’DA BORNOVALI’NIN BÜYÜĞÜ İstanbul 1950 doğumlu, Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi uzmanı, emekli öğretim üyesi İlhan Günay'ın dünya seyahatlerindeki anılarını topladığı ‘Yol Çekimi’ adlı çok ilginç kitabında, 2009 Temmuz'unda gittiği Kenya anılarından bir bölümü paylaşayım: “Maasai'lerin konuştuğu Swahili dilinde ‘Safari’ kelimesi ‘uzun yolculuk’ anlamına geliyor. Arapçadaki ‘safar’ (Türkçede ‘sefer’) kelimesinden kaynaklanan bir kelime.. Kenya'da üç müthiş safari yaptık. Vahşi doğa, okyanus ve kültür safarisi… ‘Vahşi doğa’ kısmını kızım Zeynep ayarladı. Kenya deyince ilk aklıma ‘Maasai Mara’ idi. Lakin orası vahşi doğa sayılmazmış! Hem de Mombasa'ya uzakmış. Sadece bunu söylese bana yeterdi. Uzaklığı vurucu darbe olarak en sona saklayıp, daha bir sürü sebep sıraladı. ‘Mara’ya gidilmezmiş, orası fazlaca turistik hale gelmiş, hayvanlar büyük bir hayvanat bahçesinde imişler gibiymişler filan ‘Tsavo’ çok daha güzelmiş. Kenya'nın en geniş, e...

HALİKARNAS BALIKÇISI, 'BODRUM'A KEYİFLE GİTMEDİM!...'

Resim
YAŞAR EYİCE *- İLK ADIMLA BAŞLANIR Ünal Tümin, 1990 Yılında Tercüman Gazetesi'nden emekli olduktan sonra çıkardığı ‘Yolcu’ adlı gazetenin başlığı altında şöyle yazılıydı: ‘Uzun bir yolculuk ilk adımla başlar...’ Çinli bilge Lao Tzu'da, Tao Te Ching adlı kitabında ‘Bin kilometrelik bir yolculuk tek bir adımla başlar’ der. Allan Percy ‘Her güne bir Kafka’ kitabında bu özlü sözün iki bin yıldan eski olduğunu belirterek, bizden önceki ve bizden sonra gelecek olan kuşakları göz önünde bulundurarak hayatın, ‘sadece iki adım arasındaki an’ olduğunu ifade eder. *- SAKIN HA! Fatih Beker yıllardır takipçilerimden. Kaç kez misafir etmek istediğini belirtti. Geçen yaz, ‘Mutlaka geleceğim!’ dedim, gidemedim. Ne derler, ‘Büyük lokma ye, büyük laf etme!’ Bu atasözü bize, büyük sözler söylemek yerine, hayatın getirdiklerine hazırlıklı olmak. gerektiğini hatırlatıyor. Bu tarz atasözlerinin ne kadar derin anlamlar taşıdığını biliyoruz. Bu söz üzerine fazla fikir yürütmek istemiyorum. İşin ...