SADECE AĞABEYİ İMİŞ, KÜÇÜK ÖZEL KIZDAN HABERİ YOKMUŞ...
YAŞAR EYİCE
*- YAKIN ARKADAŞ OLUNCA
Uşak Belediye Başkanı Ankara’da otel odasında
yapılan polis baskınında bir kadın ile birlikte yakalandı.
CHP’li belediye başkanı için Genel Başkanı Özgür
Özel tarafından ‘Gereken yapılacaktır, olay hasıraltı edilmeyecektir!’ dedi.
Bu arada kadının kimliği de bazı gazeteciler
tarafından belirlenerek açıklandı.
Uygunsuz yakalanan kadın meğer Bornova Belediyesi’nin
iki binin üzerinde çalışanından biri.
Ama nedense ‘Basın ve halkla ilişkilerdeki’ görevine
pek fazla gitmiyor, ‘kafa izni’ kullanıyormuş.
Bornova’nın sendikacı başkanı olay kendisine ve
belediye yönetimine gelince fena bozulmuş ve üzülmüş, ‘Bana sorsalardı,
doğrusunu anlatırdım’ demiş…
Yalan…
Başkana ulaşamazsınız.
Kaç kez yazdım, Bornova Belediye Binasının içine
bile girmeniz yasak!
Kapıdan not alıyor bir hanım kız.
Yetkililere uzatacağını belirtir aramanızı.
Dönüş için çok beklersiniz…
Sendikacı Başkan, sadece bir iki ‘iyi dostum’
dediği bazı habercilerle belki yemeklerde görüşüyordur.
Bilemiyorum…
Bildiğimi yazdım.
*- ZATEN
BİR ŞEYİ KALMADI
CHP’den atıldı mı, atılmadı mı henüz bunu da bilmiyorum
hapisteki belediye başkanının, ama çocuğundan küçük sevgilisinin Bornova
belediyesinde sözde çalıştığını, olay ortaya çıkınca amirinin, ‘Buna nasıl izin
verdi!’ sözleri üzerine üzüntüden kalp krizi geçirdiğini öğrendim, yani
biliyorum.
‘Duy da inanma!’ derler ya, ‘yılın en başarılı
belediye başkanı’ da seçilmiş bazıları tarafından Bornova Belediye Başkanı,
ayrıca önceki meslektaşlarına, yani CHP’li Belediye başkanlarına de değdirmeden
geçmiyor:
‘Onların yapamadıklarını ben iki yılda yaptım!’
diyor.
Tabi ki bu sendikacı başkandan sonrakiler de, işe
gelmeyenleri görmezden gelen ‘özel’ kişiler için bakalım neler diyecekler?
Bornovalı olarak ben de ‘Allah’tan bu genç kadın
Bornovalı değil, İzmir’in bir başka semtinden’ diyorum.
Zaten kaç yıldır Bornova belediye meclisi
üyelerini de bir inceleyin bakalım içlerinde Bornova’nın yerlisi var mı, ya da
yüzdeye vurulursa 2’den fazla çıkıyor mu?
Bornova’nın yerlisi, Atatürkçü,
önceki İzmir Barosu Başkanlarından Av. Özdemir Sökmen de geçenlerde ‘Partiden
kesin ihraç’ edilmesi nedeniyle disiplin kuruluna verildi.
Suçu neydi Av. Özdemir
Sökmen’in…
Bornova’daki CHP ve
belediyenin işleyişlerindeki yanlış ve hataları açıklaması…
*- LİNÇ HAREKETİ
Bornova’nın sendikacı
başkanı, ‘kızını- oğlunu’ işe almadıkları, yani CHP’liler tarafından kendisine ‘linç
hareketinin’ başladığını söyleyerek kendisinin ‘ak kaşık’ olduğunu da
vurguluyor.
Kendisi söylüyorsa
doğrudur da, onlarca kişi yanlış konuşuyor, öyle mi?
Bakın kendini savunan Bornova
Belediye Başkanı ne diyor?
Ben ilginç ve dikkat çekici
bulduğum için paylaşmak istedim;
“Son bir söz olarak
ellerinde davul-zurna bankamatik çalışan konusunda saldıran gruba Hz İsa’nın
Magdelalı Meryem ile ilgili havarileri ve takipçilerinin tepkisi ve recm
talebine verdiği, ‘ilk taşı günahsız olanınız atsın’ meselesini hatırlatmak
isterim.
Bu arada bir büyükşehir
belediye meclis üyesi SGK tüm belediyelerde çalışanların HTS kayıtlarını
inceleyip hangi saatte nerede olduklarına, işi gelip gelmediklerine bakacağını
açıkladı.
Aman ha…
Çiğli’den uzağa
gitmeyin, hatta devlet kurumlarına hiç bakmayın.
Yoksa partinizin nice
danışmanları, il-ilçe yöneticileri zor durumda kalır…’
Açık ve net:
Başkan herkesi suçluyor…
Aslında parti suçu da
işliyor…
Partiyi bir yana
bırakalım, Bornova’da yerleşik olanları suçluyor…
Suçlu kim sevgili
Başkan;
Çalışanları denetlememek,
şikayetleri dikkate almamak mı?
Şimdi, Bornova
Belediyesinde Personel Devam Kontrol Sistemi (PDKS) kurmuş.
‘Benden önce yoktu!’
diyor, övünerek…
Ama Sezarın hakkını
Sezar’a verelim.
Sendikacı Bornova
Belediye Başkanı, ‘Sonuçta belediye başkanı benim, kim hata yaparsa yapsın
Bornovalıları hesap verecek benim!’ diyerek işin içinden sıyrılmayı da biliyor…
*- KÖŞK’TEKİ DURUM
Bu arada yine bir başka
belediye başkanından söz edeyim.
Aydın’ın Köşk ilçesinin
AKP’li belediye başkanı da birlikte olduğu bir kadını işe almış…
Fotoğrafları sosyal
medyada paylaşılınca genel merkez konuyu gündeme almış.
Köşk Belediye Başkanının
partiden ihraç edileceği duyulmuş.
Peki bugün ne oldu…
‘Namusunu kurtarmak
isteyen’ Köşk belediye başkanı, kovulacağını anlayınca partisinden istifa etti…
Bunlar duyulanlar
bilinenler…
Gerisini bilmiyoruz…
Günahı boyunlarına…
Vatandaşın dediği gibi,
“İşte başkanlık böyle bir şey, kendi kontrollerini kendi ekibinle yapacaksın.
Rabbim iki göz arasında
bile bir burun dağı yaratmış, birbirilerine itimat edilmez biri sağa biri sola
bakabiliyor. Dağları ben yarattım, diyenlerin bile ne hallere düştüklerini her
zaman görüyor, rastlıyoruz…”
*- BİR AYLIK ET ALINCA
Urla’da hafta sonu ünlü bir kasaptayım…
Yaş almış, yani gençlikleri biraz geride kalmış
iyi giyimli iki kadın, ya kardeş veya ana- kız çıkaramadım.
Allah ziyade etsin, kıymadan tutun da benim
adlarını bile bilmediğim beş altı kilo et aldılar.
Sucuk ve sosis eksik kalmadı.
Sordular:
‘Kasap sucuğu’ yanı üretim yeri alışveriş
yaptıkları kasap.
Sosisi de sordular!
Eti kasaptan, üretimi bir başka yerde olduğunu
duydum.
Genci olanı ‘Maşallah’ dedikten sonra, ‘Ne güzel
işliyorsunuz!’ diye kasap Hakan’a bir laf attı.
‘Teşekkür’ aldı.
Sonra kadın devam etti:
‘Bir de iş yok diyorlar, baksanıza iyiler ne güzel
çalışıyor. Diğerleri tembel kahvede vakit geçiriyor.’
Hızını alamayarak devam etti, kasap kadının yeni
siparişlerini yetiştirmeye çalışırken…
İnsanların aç olmadıklarını, herkesin mutlu
olduğunu, bazı gazete ve televizyonların ise halkı kandıran yayınlar
yaptıklarını da söylemesin mi, herkesin sessizce dinlediklerini görünce…
Dayanamadım ortaya çıktım, oturduğum yerde, ikram
çayı içerken;
‘Hanımefendi bu kasap bir numara… Urla’da durumu
iyi olanlar burayı tercih ediyor. Bakın size de burasını önermişler. Ama herkes
sizin gibi varlıklı değil, aldığınız ürünlerin onda değil, yüzde birini bile
alamayan çok insanımız var.
Siz herhalde garibanları bilmiyorsunuz,
Fakir fukaraları da!
Sizin gibi parası olan kasaba girebilir.
Parası olmayan da parklarda oturur, işi iyi
gitmeyen esnaf de ya tavla oynar, ya da sizin dediğiniz gibi kahveye gider!’
dedim.
Baktım, duymazdan geldiğini hissettim.
*- HAİNLER
Hikâyeyi anlatmadan önce Funda Arbak’ı dinleyelim:
“Bu topraklar hainlerini bitiremedi.
Şahsi menfaatleri Vatan'ın ve milletin önüne
geçince, söz konusu olan bazıları, Ülke'yi kaosa sürüklüyor.
Yabancı güçlerin kuklası haline getiriyorlar.
Tüm mücadele verenlerimizi kutluyorum.
Doğrular yanlışların önüne geçer.
Türk halkı bunu Atatürk'ten aldığı özgür irade ile
her zaman başarır.
Şimdi hikaye:
Boğazlıyan Kaymakamı’ndan;
“6’ncı Mehmed Vahdettin, son Osmanlı Padişahı ve
115’inci İslam Halifesidir.
13 Kasım 1918...
Osmanlı’nın Başkenti İstanbul işgal edilir.
Padişah Vahdettin direnmez. Makamını korumak için,
İngilizlerle adeta ortaklık kurar.
Vahdettin, İngiltere’yle sorun yaşamamak için,
sözde ‘Ermeni Soykırımı’nı kabul etmekte bile bir sıkıntı görmez.
İngiltere, Padişah’a talimat verir.
İngiliz savaş esirlerine kötü davrananların ve
sözde “Ermeni Soykırımı”na karışanların cezalandırılmasını ister.
*- BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI
16 Aralık 1918...
Sözde “Ermeni Soykırım” yalanıyla, Boğazlıyan
Kaymakamı Mehmet Kemal Bey tutuklanır.
Meşhur Bekirağa Bölüğü’ne, askeri cezaevine
atılır.
Padişah ve Başbakan Damat Ferit, muhalifleri
Bekirağa Bölüğü’ne gönderirlerdi.
5 Şubat 1919...
Mehmet Kemal’in yargılaması başlar.
Mahkeme üyelerinden bazıları, Ermeni’dir.
Tesadüf bu ya... Tanıkların da çoğu Ermeni’dir.
İşte bu mahkeme, 8 Nisan 1919’da Boğazlıyan
Kaymakamı’nı idama mahkûm eder.
Türk halkı, idam kararını yoğun gösterilerle
protesto eder.
Tek amacı iktidarını korumak olan Padişah
Vahdettin, kamuoyunun tepkisine aldırış etmez.
Ve İngilizlere şirin görünmek için, Boğazlıyan
Kaymakamı’nın idam hükmünü onaylar:
10 Nisan 1919...
Suçsuz Mehmet Kemal, Beyazıt Meydanı’nda asılır.
İdam Fetvası da, idamdan bir gün sonra gelir.
Mehmet Kemal Bey’in asılmadan önceki son sözleri
şöyledir:
“Sizlere yemin ederim ki ben masumum!
Yabancı devletlere yaranmak için beni asıyorlar.
Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun böyle
adalet!”
*- MİLLİ ŞEHİDİMİZ
İdamdan 3.5 yıl sonra...
14 Ekim 1922...
Ankara’da, Mustafa Kemal Paşa’nın Başkanı olduğu
TBMM, Mehmet Kemal’e “Milli Şehit ünvanı verir.
Tarih, Boğazlıyan Kaymakamı’nın idamını onaylayan
Padişah Vahdettin’i hain olarak kaydeder.
Aynı tarih, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Beyi
kahraman ilan eder.
*- LİPİD PROFİLİ NEDİR?
Ünlü bir doktor lipid profilini çok güzel bir
şekilde açıkladı ve bunu benzersiz bir hikâyeyle anlattı:
Hayal edin ki vücudumuz küçük bir kasaba.
Bu kasabanın en büyük baş belası: Kolesterol.
Onun da birkaç suç ortağı var.
En yakın suç ortağı: Trigliserid.
Bunların görevi sokaklarda dolaşıp ortalığı
karıştırmak ve yolları tıkamak.
Bu kasabanın tam merkezi ise kalp.
Tüm yollar kalbe çıkar.
Bu baş belaları artmaya başladığında ne olur?
Tabii ki kalbin işini bozmaya başlarlar, yolları
tıkarlar.
Ama bu kasabanın bir de iyi polis gücü var: HDL.
İyi polis bu baş belalarını yakalayıp karaciğer
(hapishane) içine atar.
Karaciğer de bunları vücuttan kanalizasyon
sistemiyle (idrar, dışkı) dışarı atar.
Ama kötü bir polis de var: LDL.
Bu kötü polis, bu suçluları hapisten çıkarır ve
tekrar sokaklara salar.
Eğer iyi polis HDL azalırsa, tüm kasaba kaosa
sürüklenir.
Kim böyle bir kasabada yaşamak ister ki?
Bu suçluları azaltıp iyi polisleri artırmak ister
misin?
*- YÜRÜMEYE BAŞLA!
Her adımınla HDL artacak, Kolesterol, Trigliserid,
LDL gibi kötü adamlar azalacak.
Vücudun (kasaban) yeniden canlanacak.
Kalbin -kasabanın merkezi - bu suçlulardan
korunacak, kalp tıkanıklığı yaşanmayacak.
Ve kalbin sağlıklı olursa, sen de sağlıklı
olursun.
Bu yüzden fırsat buldukça yürüyüş yap!
Sağlıklı kal…
Sağlığın daim olsun!
Bu yazı, iyi kolesterol olan HDL’yi artırmanın ve
kötü kolesterol olan LDL’yi azaltmanın en basit yolunu anlatıyor: Yürümek!
Her adımda HDL artar.
Haydi kalk ve hareket etmeye başla!
*- AZALTMAN GEREKENLER:
1. Tuz,
2. Şeker,
3. Beyazlatılmış unlu mamuller,
4. Süt ürünleri,
5. İşlenmiş gıdalar…
Her gün yemeye çalış:
1. Sebze,
2. Bakliyat,
3. Fasulye,
4. Kuruyemiş,
5. Soğuk sıkım yağlar,
6. Meyve…
Üç şeyi unutmaya çalış:
1. Yaşını,
2. Geçmişini,
3. Kırgınlıklarını
Dört şeyi hayatına al:
1. Aileni,
2. Arkadaşlarını,
3. Pozitif düşünceyi,
4. Temiz ve huzurlu bir evi,
Üç temel alışkanlık:
1. Her zaman gülümse,
2. Kendi hızında düzenli hareket et,
3. Kilonu takip et ve kontrol et,
Uyman gereken 6 yaşam alışkanlığı:
1.Susamayı beklemeden su iç,
2. Yorulmayı beklemeden dinlen,
3. Hastalanmayı beklemeden tahlil yaptır,
4. Mucize bekleme, evrene güven,
5. Kendine olan inancını kaybetme
6. Pozitif kal ve her zaman daha iyi bir yarın
için umutlu ol…
*-





.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder