SON ARAŞTIRMA İZMİR'l'DE BAZILARI ÇOK ÜZECEK

 










YAŞAR EYİCE

 

*- İNANILACAK GİBİ DEĞİL

İzmir merkezli araştırma kuruluşu İntegral, 2026 Ocak araştırmasını paylaştı.

Bana da göndermişler, araştırmayı ve sonuçlarını…

İntegral’a göre:

İzmir’in yaşam memnuniyetinde radikal düşüş var hem de onlara göre ‘8 yılda 32 puan!..’

Bu sonuca göre AKP’ller Bayram öncesi ‘Bayram kutlamalarına’ başlarlar…

Belirtildiğine göre, kentin 8’i merkez olmak üzere 16 ilçesinde 2000 kişiyle telefonla yapılan ankete göre ‘İzmir’de yaşamaktan memnun musunuz?’ sorusuna verilen ‘Evet, Memnunum’ cevabı kritik seviyelere geriledi. 

Bana sorarsanız bu ankette bir yanlışlık var.

İzmir’de yaşamaktan memnun olmayan yoktur…

Ama belediye başkanları, daha doğrusu beledileri sorarsanız ‘Memnun değilim!’ diyenlerin arttığı ortaya çıkar.

Halkın arasında olan bunu biliyor.

Bilmeyenler ise bazı belediye başkanları…

Çevrelerinde ve davetlerde hep aynı kişiler…

Yiyiciler ve yağcılar…

Nedense bu fark edilmiyor…

Yine, İntegral Araştırma’nın verilerine göre ‘İzmir’de yaşamaktan memnun musunuz?’ sorusuna memnunum diyenlerin oranı 2018 araştırmasında %81’i geçiyorken 2026 Ocak’ta %49’a geriledi…

Siyasetle ilgilenenler bilir…

Özellikle İzmir’de bu kadar düşüş olmaz.

Ama soruları muhaliflere sorarsanız yüzde yüze yakın rakamlara bile ulaşılır.

 

*- SİZ DE DÜŞÜNÜN

İzmir’in en önemli sorunu temizlik ve yollar…

Buna kaç kez yazdım.

İntegral Araştırma İzmir’in sorunları başlıklı açıklamasında kentin en önemli sorunlarına yönelik analizi paylaştı.’

Buna göre, İzmirliler kendilerine açık uçlu olarak yöneltilen “İzmir’in en önemli sorunu nedir?’ sorusuna 19 farklı başlıkta yanıt verdi.

Listenin başında temizlik, yol kaldırım sorunları yer aldı.

Yani bize ilave olarak ‘kaldırım’ eklenmiş…

Biz yine de araştırmayı okuyalım:

“İfade edilen sorunların %84’ünün doğrudan belediye temel belediye hizmetlerine yönelik cevaplardan oluştuğu saptanırken, %12’sinin hayat pahalılığı, işsizlik, mülteci-göç sorunu, uyuşturucu-güvenlik gibi daha çok merkezi hükümetin yetki alanındaki sorunlardan oluştuğu gözlendi.

2024 Eylül araştırmasındaki benzer bir soru ile karşılaştırıldığında “Sorun yok” yanıtının %7,1’den %4,7’ye düştüğü görülürken, katılımcıların %95,3’nünün kentte gördüğü bir sorunu ifade ettiği tespit edildi.

 

*- İZMİR’DE GÜVEN KONUSU

İzmirli kendini güvende hissetmiyor

Son dönemde artış kaydeden asayiş olaylarından sonra uyuşturucu ve sokak çetelerine yönelik güvenlik güçlerinin büyük operasyonlarıyla gündeme gelen İzmir’de vatandaşın mahallesinde kendisini ne kadar güvende hissettiğini soran İntegral’e göre neredeyse 3 İzmirliden 1’i asayiş bakımından kendisini güvende hissetmiyor.

Kendisini güvende hissedenlerin oranı %49,4’te kalırken katılımcıların %21,5’i ise “Kısmen güvende hissediyorum” yanıtı verdi.

Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla Bornova, Urla ve Konak belediye başkanları yetersiz kalıyorlar.

Yani büyük ihtimalle Ankara’da güvendikleri dağlara kar yağacak.

Hem onlar, hem de kendileri bir daha aday gösterilmeyecekler.

 

*- GURURLANDIRDILAR

Muammer Kantar’dan özellikle güvenliğimizi ilgilendiren haberleri alıyor, gurur duyuyordum.

Siyasette de, ters köşe, haberlerini öncelikle Muammer Kantar’dan duyuyor, öğreniyorum.

Ama bu kez ben kendisinin, üretimlerinin önüne geçtim.

Konum HAVELSAN!

HAVELSAN, "dijital birlikler"in otonom sürü İHA yeteneklerini sergledi.

Bizi gururlandıran olayda;

HAVELSAN, POYRAZ dört pervaneli İHA'larla gerçekleştirilen canlı bir saha faaliyetiyle otonom sürü İHA yeteneklerini sergileyerek, gerçekçi bir operasyonel senaryoda kamikaze ve çoklu hedef angajmanını gösterdi. Gösteri, tamamen dağıtılmış bir sürü mimarisinin iletişim kesintilerine rağmen görev sürekliliğini koruyabileceğini doğruladı ve ayrıca HAVELSAN'ın gelecekteki otonom savaş konseptlerine yönelik ölçeklenebilir, platformdan bağımsız yaklaşımını vurguladı.

HAVELSAN, NATO'nun modern komuta ve kontrol mimarisinin kritik bir bileşeni olan Taktik Veri Bağlantı Yönetim Merkezi (TDL MC) Ağ Planlama Yazılımını teslim etmek üzere seçildi.

Yazılım, hava, kara ve deniz alanlarında güvenli, gerçek zamanlı bilgi alışverişini sağlayarak ortak ve birleşik operasyonları geliştirecek ve HAVELSAN'ın uluslararası savunma ekosisteminde güvenilir bir yazılım ortağı olarak konumunu güçlendirecek.

Şunu da ilave edeyim;

“HAVELSAN, Türk Hava Yolları'nın A320 Tam Uçuş Simülatörü İçin EASA sertifikası aldı,,,”

HAVELSAN'ın kendi bünyesinde geliştirdiği STARVIEW Kolimasyonlu Ekran Sistemi ile donatılan simülatör, pilot eğitim esnekliğini ve operasyonel gerçekçiliği artırarak HAVELSAN'ın küresel sivil havacılık eğitim pazarındaki artan etkisini vurguluyor.

 

*- SON GÖREV

Bazılarımızın cenazelerde dağıtılan ‘Helva’ları yemediğini biliyorum.

‘Helva’dan çok ‘ölü’ sözcüğü birçoğumuzu ürkütüyor..

Son olarak Beşiktaşlı Ayfer ile ziyaret edip, dua okuduğum Zincirlikuyu mezarlığının ana kapısında her gün binlerce, hatta milyonlarca insanın okuduğu bir ayet yazılı:

‘Herkes ölümü tadacaktır!’

Bundan kaçış yok…

Ama nedense çoğunluk bunu kendine yakıştırmıyor, ya da yüksek sesle söylenmesini istemiyor.

Ben bu kutsal günlerin içinde, bir din adamının sosyal medyada paylaştığı bir koruyu paylaşmak istiyorum.

“Bir cenazede dikkat edilecek 3 önemli kural!” neymiş?

“Bir cenazeye katıldığınızda çok çok dikkat etmeniz gereken 3 önemli nezaket kuralı nedir, biliyor musunuz?” diye soruyor ve anlatıyor:

Konuşması bile üzücü olsa da dostlarımıza ve ailemize karşı olan görevlerimizden biri de yakınlarının cenazesine iştirak etmektir.

Birinci kural: Cenazeye zamanında gidin! 

Bir cenazeye giderken, en önemli kural, cenazeye zamanında gitmektir. Örneğin, camiye gidecekseniz, kesinlikle cenaze namazından en az yarım saat, 1 saat önce orada olmalısınız.

Cenaze namazına 10 dakika kala gelinmez. Çünkü namaza birkaç dakika kala gelinen, alel acele iletilen bir taziye hem nezaket hem de görgü kurallarına uygun değildir.

Bunun yerine yakınını kaybeden kişilerin kısa bir süre olsa da yanında durmak, o anda bir ihtiyaçları olup olmadığını sormak, gerekirse, bir işin elinden tutmak gerekir.

İkinci kural: Konuştuklarınıza dikkat edin!

Cenaze çok yakınınız değilse bile cenaze ortamı çevresinde sohbetlerinize dikkat edin.

Cenaze sahipleri, yaşadıkları acının, karmaşanın etkisiyle, pek çok farklı duyguda gezinebilir; hiç aklınıza gelmeyecek konulardan konuşabilir ve hatta kimi zaman gülebilir.

Ancak sizin sözlerinize dikkat etmeniz gerekir.

Gelelim üçüncü kurala:

“Taziye evine eliniz boş gitmeyin!”

Bir diğer önemli konu ise taziye evi ziyaretidir.

Taziye evine eli boş gidilmez. Herhangi bir yiyecek veya bir kutu tuzlu kurabiye; ne götürdüğünüzün maddi olarak bir önemi yoktur.

Önemli olan, yakınını kaybeden kişilerin, gelen misafirlere “ne ikram edeceğim” derdine düşmesini engellemektir.

İşte bu nedenle hem hasta ziyaretlerine hem de taziye evlerine eliniz boş gitmemeye dikkat edin…”

Cenazeye gitmek ‘yasak savmak’ değildir.

Acıyı paylaşmak ve son görevi yerine doğru dürüst getirmektir.

 

*- BAŞARI DETAYDA GİZLİDİR

Domates bizim vazgeçemediğimiz bir ürünümüz.

Ama son zamanlarda domatese ulaşamayan çok insanımız olduğunu da biliyoruz.

Medya sık sık ihraç ettiğimiz ürünlerimizde, örneğin domateslerde kimyasallara rastlandığı için geriye gönderildiğini yazıyor.

Yabancıların yemediği ürünlerin, örneğin domateslerin yerli piyasada biz tüketicilere satıldığını da okuyor, dinliyoruz.

Ben de şimd iMehmet Necip Kaymaz’dan,  Salkım Domates’in, “kaliteyi Belirlediği Nokta”yı öğrenelim:

“Bugün paylaştığım bu salkım domates görselleri aslında işimize dair çok önemli bir gerçeği temsil ediyor:

Başarı, detayda gizlidir.

Domates;

Doğru zamanlama,

Doğru bakım,

Doğru hasat süreci,

Doğru lojistik yönetimi gerektirir.

Zincirin herhangi bir halkasında yapılan küçük bir hata, ürünün kalitesini ve değerini doğrudan etkiler.

İşimizde de durum farklı değil.

Süreç yönetimi, planlama, kalite kontrol ve sürdürülebilirlik yaklaşımı bir bütün olarak ele alınmadığında istenen sonucu almak mümkün değil.

Bizler toptancılar olarak her projeye bir ürün yetiştirir gibi yaklaşıyoruz:

Sabırla, titizlikle ve uzun vadeli değer üretme odağıyla.

Batı Akdeniz Ve Ege bölgesinde hormonsuz sebze üretimimizi siz değerli müşterilerimize tedariğini sağlıyoruz

Çünkü biliyoruz ki güçlü sonuçlar; sağlam temeller, doğru strateji ve disiplinli uygulama ile ortaya çıkar…”

Keşke bu yazılanlara inanabilsek ve bir daha ürünlerimizde kimyasallar nedeniyle gümrüklerden gerisin geriye gönderildiğini duymasak…

 

*- İLK EYLEM

Araştırmacı Zach Mercurio, yeni doğan oğluyla ilk tanıştığı anı anlatırken beşikteki bebeğine elini uzattığında, oğlu içgüdüsel olarak babasının parmağını sıkıca kavradığını farketmiş.

O ana kadar ağlayan ve kıvranan bebek, bu teması bulduğu anda sakinleşmiş.

Bilim insanları buna ‘yakalama refleksi’ diyor ve bu refleks yaklaşık altı milyon yıllık evrimsel programlamamızın bir sonucudur.

Bu basit hareket çok daha derin bir şeye işaret ediyor olabilir:

Başka biri için önemli olma ihtiyacımız çok yüksek ve değerli.

Bir insan olarak yaptığımız ilk eylem bu.,,

Bertay Fişekçi “Bu ihtiyacın iş hayatında da hiç değişmediğini görebiliyoruz, değil mi? Bonuslar ve ödüller işe yaramıyor!” diyor.

 

*- ÖNEMSENMEK!

Şimdi de araştırmacı uzman Bertay Fişekçi’ye kulak verelim, bakalım bu konuda neler diyor?

“Liderler olarak elimizde birçok araç var:

Primler, ödüller,..

‘Ayın Elemanı’ programları, bedava öğle yemekleri, şirket piknikleri... Peki bunlar işe yarıyorsa, çalışan bağlılığı neden son on yılın en düşük seviyesinde ve her on kişiden yedisi neden işine karşı duygusal bir kopukluk hissediyor?

Cevap şaşırtıcı derecede basit:

İnsanlar kendilerini ‘önemsenmiş’ hissetmiyor.

Önemsenmek, etrafınızdakiler tarafından görüldüğünüzü, duyulduğunuzu, değer verildiğinizi ve size ihtiyaç duyulduğunu hissettiğiniz psikolojik deneyimdir.

Bu duygu iki temel bileşenden oluşuyor:

Başkaları tarafından değerli görüldüğünüzü hissetmek ve varlığınızın başkalarına nasıl değer kattığını bilmek.

İnsanlara kariyerlerinde neyin önemli olduğunu sorduğunuzda çok azı primlerden, hisse senedi opsiyonlarından veya Ayın Elemanı ödülünden bahseder.

Onların asıl bahsettiği şey, hatırlandıkları, desteklendikleri, teşekkür edildikleri ve görüldükleri anlardır.

 

*- ÖNCE DEĞER KATMALI

Araştırmalar durumun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor:

Çalışanların yüzde otuzundan fazlası iş yerinde kendini görünmez hissediyor.

Sadece yüzde otuz dokuzu iş yerinde birinin kendisini bir birey olarak önemsediğini düşünüyor.

Sadece yüzde otuzu bir yöneticinin kendi benzersiz potansiyeline yatırım yaptığını hissediyor.

Geleneksel iş anlayışı şöyle der:

"Önce değer kat, sonra nasıl olsa değerli görülürsün."

Psikolojik gerçeklik bunun tam tersi olabilir:

İnsanlar değer katmak için önce kendilerini değerli hissetmeli.

Bir kişi önemsendiğini hissettiğinde iki temel inanç gelişiyor.

Birincisi özsaygı, yani "Ben değerliyim, katkıda bulunmaya layığım" hissi. İkincisi öz-yeterlik, yani "Ben yapabilirim, başarma kapasitem var" inancı. Bu inançların en güçlü tetikleyicisi ise başkalarından gelen sözlü pekiştirmelerdir.

 

*- VERİMLİLİĞİN DÜŞMESİ

Bu inançlar eksik olduğunda ne oluyor?

Çalışan fiziksel olarak orada ama zihinsel olarak çoktan ayrılmış oluyor. Sessiz istifa başlıyor.

Verimlilik düşüyor.

Ve bir gün gerçekten istifa mektubu masanıza bırakılıyor.

Mercurio'nun araştırması çarpıcı bir bulgu ortaya koyuyor:

Bir liderin davranışları, bir çalışanın değerli ve anlamlı hissetme deneyimini neredeyse yüzde elli oranında etkiliyor.

Bu hem büyük bir fırsat hem de büyük bir sorumluluk anlamına geliyor.

 

*- ÖDÜL DURUMU

Önemsenmek, "Ayın Elemanı" ödülleri veya ikramiyeler gibi büyük programlarla yaratılmıyor, aksine, küçük ve tutarlı günlük etkileşimlerle inşa ediliyor.

Bir çalışanın da belirttiği gibi:

‘Bana bedava öğle yemeği ya da sertifika verme, adımı hatırla ve teşekkür et!’

Bunları ele alalım:

1. Fark Edin;

Fark etme, bir kişiyi bilmenin ötesine geçerek hayatındaki ve işindeki ayrıntılara dikkat etmektir.

Bir ekip yöneticisinin kullandığı "fark etme defteri" güçlü bir örnek:

Her Cuma ekip üyelerinin isimlerini ve o hafta o üyelerin davranışlarından fark ettiği önemli bir detayı bu deftere yazar. Çocuğunun spora başlaması, endişelendiği bir toplantı, eşinin sağlık durumu...

Pazartesi günü bu notlara bakarak her biriyle üç dakikalık kısa görüşmeler planlar ve "Geçen hafta o toplantı için endişelendiğini hatırlıyorum, nasıl geçti?" gibi sorularla takip eder.

Hatırlanmanın içinde sihir var.

Ve bu sihir, bir deftere not almak kadar basit bir pratikle yaratılabilir.

 

*- ONAYLAYIN…

Onaylama, bir kişinin benzersiz gücünü veya katkısını adlandırmak ve bunun yarattığı etkiyi somut şekilde göstermektir.

Bu, genel bir "teşekkür ederim"den çok daha fazlasıdır.

Bir hemşire, zor bir gece vardiyasına başlayan doktora "Bu gece burada olduğun için çok mutluyum" demiş.

Doktor bu cümleyi yıllarca hatırlamış.

Başka bir örnekte, bir süpervizör hademesine işini sözlükten şöyle tanımlamış:

‘Bir binadan ve içindeki herkesten sorumlu kişi.’

Bu basit tanımlama, o kişinin işine ve kendine bakış açısını tamamen değiştirmiş.

 

*- ÜÇÜNCÜSÜ: İHTİYAÇ DUYDUĞUNUZU GÖSTERİN

İnsanlar çabalarının vazgeçilmez olduğunu hissetmek ister.

Araştırmalar gösteriyor ki insanlar çabalarının fark yaratmayacağını veya yerlerinin kolayca doldurulabileceğini hissettiklerinde daha az çaba gösteriyorlar.

Basit ama güçlü bir ifade var:

‘Eğer sen olmasaydın..’ ile başlayan bir cümle, bir kişinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu etkili şekilde iletebilir.

Bu, bağımlılık yaratmak değil, karşılıklı bağımlılığı onurlandırmaktır.

Sonuç şöyle;

Yirmi beş yıllık kariyeri boyunca bir üniversitede temizlik görevlisi olarak çalışan Susan'a kendini en çok önemsendiği anı sormuşlar.

Cevabı ne bedava öğle yemekleri ne de üniversitenin verdiği ödüller olmuş.

En değerli an, bir öğrencinin koridorda onu görüp adını hatırlayarak ‘Merhaba Susan, sadece selam vermek istedim’ dediği o basit anmış.

Önemsemek, varlığınızın ve yokluğunuzun başka biri için bir anlam ifade ettiğini bilmenin getirdiği güçlü bir duygudur.

Bu anları yaratmak, bir liderin yapabileceği en stratejik ve en insani yatırımdır…”

 

*- [Mh1] 529 GEMİ

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), uluslararası deniz ticaretinde sahte bayrak altında faaliyet gösteren 529 gemi tespit ettiğini açıkladı.

Bu durum, küresel deniz güvenliği ve düzenleyici denetim açısından önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.

IMO'ya göre değerlendirmelerinde, bu gemilerin bazılarının gerçek bayrak devleti bilgilerini gizleyerek veya yanlış beyan ederek uluslararası düzenlemelerden ve yaptırımlardan kaçınmaya çalıştığını gösteriyor.

 

*- PETROL TAŞIYORLAR

IMO verilerine dayanan denizcilik yayını Splash247'nin bir raporu, sahte bayrak kullanımının özellikle yaptırım altındaki petrol ve emtia taşımacılığıyla bağlantılı olarak arttığını gösteriyor.

IMO, bu gemilerin bazılarının aynı anda birden fazla ulusal bayrak kullandığını veya kayıt bilgilerinde tutarsızlıklar olduğunu belirtti.

Örgüt, bu durumun deniz güvenliği, sigorta süreçleri, kaza sorumluluğu ve yaptırım uygulaması açısından ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. IMO yetkilileri, bayrak devletleri ve liman yetkilileri arasında veri paylaşımının artırılması ve kayıt sistemlerinin denetiminin sıkılaştırılması gerektiğini belirtti.

Uzmanlar, sahte bayrak altında faaliyet gösteren gemilerin küresel ticarette izlenebilirliği azalttığını ve özellikle tanker piyasasında şeffaflık sorunlarını daha da kötüleştirdiğini belirtiyor.

IMO'nun bulguları, uluslararası denizcilikte daha sıkı düzenlemeler yapılması yönündeki çağrıların artmasına yol açtı.

 

*-  20’DEN FAZLA SANAYİ TESİSİNE YIKIM KARARI

Aliağa Belediyesi, aralarında liman ve gemi söküm şirketlerinin de bulunduğu 20’den fazla sanayi tesisinde ruhsata aykırı yapılar için yıkım sürecini başlattı.

İzmir’in Aliağa ilçesinde Aliağa Belediyesi, ilçe sınırları içinde bulunan sanayi tesisleri ve gemi söküm firmalarına yönelik kapsamlı bir yıkım kararı aldı.

Ruhsata aykırı olduğu tespit edilen yapılar için ihale süreci başlatılacak.

Belediyenin hazırladığı güncel listede, ruhsata veya imar mevzuatına uymadığı belirlenen bölümler arasında Türkiye’nin önde gelen sanayi ve liman işletmeleri yer alıyor.

Bu tesislerde yürütülecek yıkımlar, 2017-2025 yılları arasında alınan kararlara dayanacak.

Yıkım listesinde adı geçen büyük firmalar arasında Ege Çelik, Nemport Liman İşletmeleri, Batı Liman, Çiftay İnşaat, Habaş, Kılıçlar Hurdacılık, Bayburt Grup, Kardemir Çelik ve Selmarin Liman gibi sanayi kuruluşları bulunuyor.

Ayrıca 20’den fazla gemi söküm firması de aynı listede yer alıyor.

 

Yıkım ihalesinin kapsamı kapsamında makine ile çimento, beton, ahşap çatı ve demir imalatların sökülmesi gibi işlemler gerçekleştirilecek. Belediyenin, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün tespitlerine göre bu alanlarda ruhsata aykırı bölümlerin bulunduğu vurgulandı.

Bu gelişme, Aliağa’daki ağır sanayi, liman ve gemi söküm sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler için yeni bir uyum ve denetim sürecinin habercisi olarak değerlendiriliyor.

 

*- GERÇEK OLMAK

Hepimizin kafasında böyle bir liste var.

İşimizin hangi yönlerinin Pazartesi sabahını dört gözle beklememizi sağladığını ve hangilerinin her zaman Pazar olmasını dilememize neden olduğunu kastediyorum.

İşinizin (veya çalışma durumunuzun) hangi unsurlarının ateşinizi büyüttüğüne ve hangilerinin söndürdüğüne karar vermek şikayet etmek veya olumsuz olmak değil; gerçek olmaktır.

Hayatınızın her önemli alanını değerlendirdiğiniz gibi (umarım) işinizi de değerlendirme hakkınız var; böylece hayatınızın sizin için istediğiniz ve ihtiyaç duyduğunuz şekilde işlediğinden emin olabilirsiniz.

Kariyerinizde neyin işe yaradığını (ve neyin yaramadığını) bildiğinizde, istediğiniz ve hak ettiğiniz şeylerden daha fazlasını elde etmek için gereken düzeltmeleri yapmak için çok daha güçlü bir konumda olursunuz.

 

*- SEVDİĞİNİZ ŞEYLER

İşinizin iki yönüne de bakalım.

Sevdiğiniz 5 Şey!

Bunlar, okuyucu anketlerime göre işinizi sevmenizin ve takdir etmenizin nedenleridir.

Bunlar, çabalarınızı değerli kılan işin bölümleridir.

İş: İşe alındığınız işi gerçekten yapmak ve iyi yapmak, ayrıca işinizden aldığınız entelektüel uyarım ve yaratıcı ifade.

İnsanlar: Arkanızı kollayan ve sizi motive eden (ve sizin de onları motive ettiğiniz) meslektaşlarınız.

Öğrenme: Sizi daha güçlü (ve daha pazarlanabilir) hale getiren ve özgüveninizi artıran yeni beceriler edinmek.

Saygı: Ne yaptığını bilen bir yetişkin gibi muamele görmek.

Kazanç: Hak ettiğiniz ücreti almak ve bunun tadını çıkaracak zamanınızın olması.

 

*- NEFRET ETTİĞİNİZ 5 ŞEY

Ve sonra diğer liste var.

Bu, enerjinizi tüketen ve neden uğraştığınızı sorgulamanıza neden olan şeyler.

En çok nefret edilen işyeri koşulları, güvenden çok korkunun olduğu iş ortamlarında ortaya çıkar (en iyi iş yerinin bile bir noktada bunlardan bazılarıyla karşılaşması muhtemeldir):

Bürokrasi: Beş dakikalık bir görevi beş günlük bir eziyete dönüştüren anlamsız bürokrasi.

Genellikle karar vermekten korkan insanlar için bir güvenlik ağıdır.

Kötü Liderlik: Mikro yöneticiler, ortada olmayan yöneticiler ve yetkinliğinizi bir hakaret olarak görenler. Korkuya dayalı yöneticiler kayırmacılık yapar, haksız değerlendirmeler yapar, güven ve iş birliğinin olması gereken yerde tehdit ve yıldırma kullanır ve işinizi iyi yaptığınız için size kızarlar.

Sert Politikalar: Çevik, canlı bir organizasyonun, insanlara yardım etmek yerine onları kontrol etmek için tasarlanmış kurallarla kendini sakatlamasını görmekten nefret ediyorum. Eski ve aşırı politikalar, yetişkinlere çocuk gibi davranır ve şirketin skor tablosundan çok kurallar kitabına önem verdiğini ortaya koyar.

Yetersiz Ücret: Verdiğiniz emeğe uymayan yan haklar ve maaş çekleri.

İş Güvencesizliği: Halının her an çekileceğine dair sürekli, düşük seviyeli endişe.

 

*- LİSTELER YAPIN

Bununla Nasıl Baş Edilir: İş Yerinde Daha Güçlü Olmanın ve Ateşinizi Büyütmenin 10 Yolu

CEO olmadığınız sürece zehirli bir ortamı düzeltemezsiniz.

Ancak zihniyetinizi değiştirebilir ve kendi gücünüzü oluşturmak ve istediğinizden daha fazlasını elde etmek için harekete geçebilirsiniz. İş, ateşinizi büyütmek ve daha güçlü olmak için harika bir yerdir.

Kendi listenizi yapın. İşinizde sevdiğiniz beş şeyi ve nefret ettiğiniz beş şeyi yazın.

Tanımlamadığınız şeyi değiştiremezsiniz.

Ekibinize teşekkür edin. İşinizi gerçekten değerli kılan insanlara ulaşın. Onlara minnettarlığınızı bildirin ve katkılarını görün.

Neyi kontrol edebilirsiniz?

"Nefret Ettiğim Şeyler" listenize bakın.

Bu maddelerden hangileri gerçekten sizin değiştirme veya etkileme gücünüz dahilinde?

Yöneticilerin bakış açısını ele alın.

İş yerinde değiştirmek istediğiniz ancak kontrol edemediğiniz şeylerden hangileri şirkete zarar veriyor?

İşletmeye para veya zaman kaybettiriyorsa, patronunuz bunu duymak isteyebilir.

Ekip kurun.

Bir sonraki personel toplantısında, "Nefret Ettiğiniz" önemli bir maddeyi (daha iyi bir sistem, süreç veya kural önerisi şeklinde) gündeme getirmek için meslektaşlarınızla konuşun.

 

*- NEREYE BAKACAKSINIZ?

Duvarların dışına bakın.

Yarın mevcut işinizden ayrılırsanız hangi işi yapmak istediğinizi düşünün. Başlangıç ​​olarak bu rolleri (basit bir çevrimiçi arama yoluyla) araştırın ve mevcut deneyiminizi gereksinimleriyle eşleştirin.

2026'da iş aramak zorunda değilsiniz, ancak ihtiyaç duymanız veya karar vermeniz durumunda hazır olmalısınız.

"Sınır Aşan" olun.

Belirli departmanınızın dışındaki insanlarla bağlantı kurun. Sınır aşanlar daha görünür, daha güvenilir ve istatistiksel olarak zam ve terfi alma olasılıkları %25 daha yüksektir.

 

*- BÜYÜK KARARLAR

Eksiklikleri tamamlayın.

Bu iş size ihtiyaçlarınızın %80'ini karşılıyor ancak geri kalanını karşılamıyorsa, gönüllü bir işin veya ek bir işin bu açığı kapatıp kapatamayacağını düşünün.

Sesinizi bulun.

Eğer fikrinizi söylemek size ait olmadığını düşündüğünüz için geri tutuyorsanız, yeniden değerlendirin. Farkında olduğunuzdan daha fazla güce sahipsiniz, ancak bunu gerçekten kullanana kadar hissetmeyeceksiniz.

Gerçek iş unvanınızı hatırlayın. Kendi hayatınızın ve kariyerinizin CEO'su sizsiniz.

Büyük kararları siz veriyorsunuz ve bu kararları siz veriyorsunuz.

 

*-

*-

 


 [Mh1]

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADAŞIM YAZMIŞ, SERİ YAZILARIN İLKİ OLABİLİR

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN! ACIM BÜYÜK! BOLU'DAKİ OTEL YANGININDA 66 İNSANIMIZI KAYBETTİK

NASIL OLUR, AKHİSAR YAĞI , AYVALIK YAĞINDAN PAHALI OLUR? İŞTE YANITI!