ÇÜNKÜ GAZETECİLİK ZOR MESLEK

 





YAŞAR EYİCE

 

*- LAYIK OLMAK

Celal Demir usta çok nadir, kendisinden ve mesleğinden söz eder.

10 Ocak Basın Emekçileri (çalışanları) nedeniyle ‘BU MESLEĞE LAYIK OLALIM…’ başlıklı bir yazı yazmış.

Tamamen iyi niyetli ve objektif…

Pembe yanı ve gerçekleri ele almış.

Bence bir gün de, içimizdeki sahtekârları ele almalı…

Yaşadıkları, gördükleri içinde, bir kuruş için arkadaşlarını satanları…

Hiç umulmadık, sözde ‘duayenlerin’ nasıl iş takipçiliği yaptıklarını, dolandırıcı olduklarını…

Beklenti ve küçük menfaatleri için nasıl patron yağcılığı ile ispiyonculuğunu adeta görev sayanları…

Aynı şekilde belediye başkanlarına, milletvekillerine, oda başkanlarına, varlıklı iş insanlarına, valilere, bakanlara, parti başkanlarına, özetle yetişebildikleri günün insanlarına yağcılık ve ispiyonculuk yaparak yaklaşıp, hep ama hep karşılığında bir şeyler kazanmak, bir yerlere gelmek- yerleşmek için bin bir takla atanları…

Bizans hilelerini kullanarak, şerefli mesleğini unutanları…

Onu bunu da, mesai arkadaşlarını da dolandıranları…

Yani özetle içimizdeki hain ve namussuzları da yazmasını diliyorum…

Şunu söyleyeyim:

Yıllardır bu önemli gün, sadece bizim dışımızda bir yerlere gelmek, yerini korumak, kendinden söz edilmesini isteyenler tarafından kutlanır.

Yani gerçek çalışan ve büyük sıkıntı içinde olan gerçek haberci sadece bunlara ‘gülümseyerek’ bakar…

Şimdi söz büyük usta Celal Demir’de…

 

*-ACABA

10 Ocak Basın Emekçileri Günü…

Yarım asırdan fazladır hala çalışan bir basın emekçisi olarak gazetecilerin sosyal, ekonomik ve demokratik haklarının ne durumda olduğunu ve hangi zorluklarla görev yaptıklarını çok iyi biliyorum.

Böylesine şerefli bir mesleğe gönül veren arkadaşların çalışma koşulları ve güvenceleri bir an önce çağdaş ülkeler düzeyine çıkarılmalı ve gazeteci, alın terinin karşılığını alabilmelidir. Gazetecilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi, kanunlardan kaynaklanan sıkıntıların giderilmesi, bana göre acil çözüm bekleyen konuların başında gelmektedir.

Çünkü Gazetecilik zor meslek…

Hele gazeteci olmak ve o sıfatı ömür boyu taşımak çok daha zordur…

Çünkü bir gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Gerektiğinde güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.

Çünkü Gazetecilik şerefli bir meslektir.

Çünkü ülkemizde Gazeteciliğin doğru dürüst yapılmayışı, hepimizin hayatında birçok şeye mal olur. Bu nedenle gazeteci, okurlarının hayallerini yıkmamaya çalışarak bu işi adam gibi yapmalıdır.

İyi bir gazeteci, ülkenin sorunlarını bilen bir gazetecidir.

İyi bir gazeteci, halk kesimini çok iyi tanıyan gazetecidir.

İyi bir gazeteci, vatandaşla iç içe olan gazetecidir.

İyi bir gazeteci aktif, çalışkan, gözü pek, her zaman doğruları yazmaktan ve söylemekten çekinmeyen laiklik yanlısı ve Cumhuriyetçi olan gazetecidir.

Çünkü Gazetecilik şerefli bir meslektir.

Bu mesleğe layık olalım.

Görevini yaparken yaşamını yitiren tüm basın çalışanlarını saygıyla anıyor, özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir çalışma hayatı diliyorum…

 

*- BİTİ KANLANANLAR

Ahmet emekli gazetecilerden biri…

Soyadını değiştirdi…

Ben onu Ahmet Delikçi olarak tanıdım, hep öyle söylüyor ve anıyorum.

Son zamanlarda sosyal medyada ‘Özgür Basın Grubu!’ diye bir platform açtı.

Takipçisiyim…

Aman Allah’ım akla ziyan, bazılarımız neler yazıyor, neler?

‘Şehir efsaneleri’ dediklerimiz var ya, bizimkiler ‘meslek efsaneleri!’

Ama çok doğru tespitler de var…

İşte bunlardan biri…

Bir zamanlar, ‘Aman be Yaşar, bir günde bu kadar yazı mı yazılır?’ diyerek, bir noktada ‘Sıkıntısını’ dile getirip, bana yazan sevgili Ahmet Delikçi İzmir ve İzmirli için çok doğru ve gerçekçi bir konuyu ele almış…

Bakın ne diyor, bir grup arkadaşına?

“Bizim İzmirliler kendi insanına değer vermez Serkancım.

Sanayicisi palazlanır İstanbul'a kaçar.

İş adamı biraz palazlanır reklamcısını İstanbul'da arar.

Belediye başkanlarımız hangi partiden olursa olsun ulusal tv'de 10 saniye görünebilmek için düzenlediği etkinliklere medya yüzü insanları davet eder.

CHP Genel Merkezi'nin İzmir’deki etkinliğinin panelistlerine bak!

Aynı durum.

Çünkü İzmir basını taşra.

İzmirli gazeteciler de taşra muhabiri.

Bu anlayışı değiştirmemiz için ve basın emekçilerinin de kendini sorgulaması gerekiyor.

Sadece basının değil İzmir'i transit geçiş yolu olarak, emekliler kenti olarak gören tüm yöneticilerimizin de.

Ama lafa geldiğinde İzmir Atatürkçüdür, laiktir…

“Özgürlüğün başkenti” gibi sözcükleri dilimizden düşürmeyiz…

 

*- 100 GÜN KALDI!

Son zamanlarda Suudiler peşimi bırakmıyor!

Şu “Araplar”dan söz ediyorum…

Bir zamanlar Arap’ adını verdiğimiz ve ‘Pis Arap dışarı!’ falan diyerek kovduğumuz Araplar…

Sürekli olarak davetlerini yapıyorlar…

Neye mi?

“Formula 1, 2026'da Cidde'yi Bir Kez Daha Aydınlatacak!” etkinliğine…

Dedikleri şu:

“Cidde, dünyanın en hızlı sokak pistine yeni araçlar, yeni takımlar ve yeni bir F1 şampiyonunu ağırlamaya hazırlanıyor; üstelik her zamankinden daha geniş bir bilet seçeneği yelpazesiyle…”

Etkinlik, 17 Nisan Cuma ile 19 Nisan Pazar 2026 tarihleri ​​arasında, F1'in en hızlı sokak pisti olan Cidde Corniche Pisti'nde gerçekleşecek.

Şu Arapların yapacaklarını anlatayım…

Bakalım bizden kimler, hangi Bakanlar ve zevceleri gidecek?

Hurma ile oruç bozduklarını anlatanlardan da kaçı?

Ya da ‘Deve sidiğinin’ şifa olduğunu nakledenlerden!

Suudi Araplar şöyle sesleniyor, benim aracılığımla birilerine;

Reklama bakın, reklama?

“Kızıldeniz kıyı şeridinin muhteşem manzarası eşliğinde düzenlenen yıllık gece yarışı, rekor kıran hızları dünya standartlarında eğlenceyle birleştirerek Formula 1'in en heyecan verici etkinliklerinden biri haline geldi.

Dünya süperstarları Jennifer Lopez ve Usher'ın sahne performanslarıyla coştuğu muhteşem 2025 etkinliğinin ardından, bu başarının üzerine inşa edilen 2026 etkinliği, tüm tercihlere hitap eden genişletilmiş bir Genel Giriş, Tribün ve Premium Ağırlama deneyimi yelpazesi sunacak.

Üst düzey ağırlama hizmetleri, çağdaş lüksü otantik Suudi Arabistan misafirperverliğiyle birleştiriyor.

Konuklar, kaliteli yemekler, özel eğlenceler ve çatı katından pist manzarası sunan canlı bir sosyal ortam olan Premium Lounge veya özel balkonlar, özel ikramlar ve yönetici ve kurumsal ağırlama için özel hizmet sunan Premium Süitler arasından seçim yapabilirler.

 

Premium Elite, üst düzey liderlik etkileşimi ve üst düzey müşteri ağırlaması için tasarlanmış özel bir kanat sunan, kurumsal ağırlamanın en üst seviyesini temsil eder.

Ağırlama portföyü, pit şeridinin üzerinde konumlanan ve uluslararası kaliteli yemeklerin yanı sıra Pit Şeridi Yürüyüşleri ve rehberli pist turları da dahil olmak üzere özel perde arkası erişimi sunan Formula 1'in en ikonik ağırlama hizmeti olan resmi Paddock Club ile tamamlanmaktadır.

2021'den bu yana,130'dan fazla ülkeden gelerek FORMULA 1 STC SUUDİ ARABİSTAN GRAND PRIX'sini gerçekten küresel bir gösteri haline getirdi.

Ancak, önemli etkisi sadece pistte değil. Gerçekten de, pistin ötesinde yani birilerini ağırlama öne çıkıyor…

Bedavacılar kimler?

Bunlar neden ve niçin davet ediliyor, karşılığında ne isteniyor?

Bu özel davetliler, ayakta biletlilerin arasına neden girmiyorlar, sokulmuyorlar?https://www.instagram.com/yr.duvenci/reel/CvPs2p5tBXERpD5ziYjF4qPTvp3ls8wyQdYM-o0/

İşte aklıma gelen ‘delice’ sorular bunlar…

FORMULA 1 STC SUUDİ ARABİSTAN GRAND PRIX'sini 100 gün kalmış…

Bence Araplar bundan böyle yeni beni arayıp reklamlarını yapmamı isteyecekler, yoksa beni neden arayıp bulsunlar…

“Sevmiyorum kardeşim hainleri!’ diyorum, üstlerine alınmıyorlar…

 

*- ROTA DEĞİŞTİRDİLER

Çok önemli ve kritik bir haberi de paylaşmak, duyurmak istiyorum.

Jiangsu Yangzi Xinfu, son MSC 16.000 TEU gemisini teslim etti.

Kime dersiniz?

Bize değil!

Jiangsu Yangzi Xinfu Gemi İnşaası, MSC için 12 LNG çift yakıtlı gemiden sonuncusu olan MSC Saudi Arabia'yı teslim ederek iş birliklerini güçlendirdi.

Singapur'un Manifold Times gazetesinin haberine göre, Jiangsu Yangzi Xinfu Gemi İnşaası, Mediterranean Shipping Company (MSC) için 12 LNG çift yakıtlı gemiden oluşan serinin son gemisini başarıyla teslim etti.

MSC Saudi Arabia adlı son gemi, 27 Aralık'ta teslim edildi ve aynı gün denize açıldı.

İnşaatına Aralık 2024'te başlanan gemi, Mayıs 2025'te kuru havuza alındı, Ekim ayında denize indirildi ve Aralık ayında deniz denemelerini tamamladı.

18 Aralık'ta isim verme töreni yapıldı, ardından 22 Aralık'ta MSC'nin Çin'deki yeni gemi inşa bölümü başkanı CH Giuseppe Gargiulo ve Yangzijiang Gemi İnşa Grubu'ndan Bay Yang Xueyan tarafından teslimat belgeleri imzalandı.

Bu seri, MSC ve Yangzijiang arasında 12.200 TEU, 14.000 TEU, 16.000 TEU ve 24.000 TEU kapasiteli gemiler de dahil olmak üzere 30'dan fazla tek ve çift yakıtlı konteyner gemisi projesinin tamamlanmasıyla sonuçlanan daha geniş bir iş birliğinin parçasıdır.

Yangzijiang, bu projelerin büyük ölçekli konteyner gemisi inşaatındaki uzmanlığını güçlendirdiğini ve yeşil ve akıllı gemiler için teknolojik yeteneklerini geliştirdiğini belirtti.

Sıradan bir haber gibi görünüyor, değil mi?

Değil!

Biz iki üç yıl önce yazdığım gibi Çin ile yolumuzu ayırmış gibiyiz.

Daha doğrusu Çinliler makas değiştirdiler, İzmir’deki Başkonsolosluklarını kapattıktan sonra.

Bir kolları Arabistan, Irak ve Suriye’ye gitti, tabii bizim politikamızın tam tersini yapmaya başladılar.

Bir kolları da Yunanistan’a gitti…

Yine aleyhimize, ucu bize dokunacak anlaşmalara imza attılar.

Bunları yazmayı ve okuyucularıma bunlarla halimizi anlatmak için paylaşmak istedim.

Düşman uyumuyor, sessiz ve derinden ‘Dostluk’ adı altında yürümeye çalışıyor.

 

*- HIYAR ARAPLAR!

Aklıma geldi!

Birilerine anımsatayım;

İyi insan ol ki, Müslüman olasın…

Kutsal kitabımız, şöyle demiyor;

‘Müslüman ol ki, iyi insan olasın!’

Yani bazıları için ‘Müslümanım’ demek, bize bunları ‘iyi insan’ olarak tanımamıza yeterli olmuyor…

Çünkü bunların haberlerini medyada görüyoruz, haklarında düşündüklerimizi beynimize yerleştiriyoruz.

Bizim muhtarın dediği gibi;

Cami sayısını arttırmakla, daha düne kadar nüfus kağıdına Müslüman yazmakla, Müslüman sayısı artıyor muydu?

Dr. Burhan Özfatura’nın söylediklerini de anımsadım:

‘Yeni camiler yapacağımıza, cemaat sayısını arttırmalıyız!’

Tanımayana tanıtayım:

‘Burhan Özfatura, dini bütün, muhafazakar, iki devre İzmir Belediye Başkanlığı yapmış, kooperatifler sayesinde binlerce kişiyi bir televizyon fiyatına ev sahibi yapmış bir mali müşavir, önceki defterdarlarımızdan biridir.

Birçok kanunun hazırlanmasında önemli rolü olmuştur…

Konuya devam ediyorum:

Hazreti Peygamber ne demişti?

‘ İslam öncesi döneminde, bizim tabirimizle iyi insan, Arapçası ile Hıyar’dır…”

Peygamberimizin kullandığı tabir böyledir…

Hıyar’ın Arapça anlamı, Türkçe’deki gibi değil…

‘Hıyar’ın Arapçası ‘seçkin’ demek…

Yetenekli, ehil, düzgün. dürüst gibi, anlamları var.

Ama şimdi olduğu gibi tersi de doğru;

Cahiliye döneminde de, şimdi de, bizim bildiğimiz ve düşündüğümüz gibi hıyar çok…

Hıyarlık yapan da!

Bunların büyük kısmı da bizden olanlar…

Birilerine ne diyoruz?

‘Hıyarlık yapma!’

Ama Türkçe anlamı ile…

Arapça değil!

Padişah vezirine sorar;

“Ülkemde sahip olduğum silahlardan başka kullanabileceğim daha güçlü bir silah var mı?”

Vezir cevap verir:

“Halkın cehaleti!!

 

*-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADAŞIM YAZMIŞ, SERİ YAZILARIN İLKİ OLABİLİR

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN! ACIM BÜYÜK! BOLU'DAKİ OTEL YANGININDA 66 İNSANIMIZI KAYBETTİK

NASIL OLUR, AKHİSAR YAĞI , AYVALIK YAĞINDAN PAHALI OLUR? İŞTE YANITI!