PTT SAYEMDE DÜNYA REKORU KIRDI
YAŞAR EYİCE
*- KIPIRDANMA VAR!
Önce bir anımsatma yapayım;
Yakın zamanda, özel günlerimizde en fazla şikâyet ‘Radar’ uygulamalarından geliyordu.
Hatta benim de başıma gelmişti, Manisa’da şehir içinde, iş çıkışı saatinde konvoyda giderken, ‘Kenara çek!’ diyen trafik polisi, ruhsatı ehliyete kontrol ederken ‘Ne var?’ diye sorduğumda ‘Radara yakalandın, şu evrakı imzala!’ demişti.
‘Peki Manisa plakalı bu araçlar nasıl radara yakalanmamıştı?’
Dib dibe arka arkaya gidiyorduk.
Hatta kaldırıma park etmiş, ‘Radar donanımlı’ trafik aracını görmüş ve selamlamıştım da…
Radar cezası kesen trafik polisi soruma, ‘Onlar fren yapmıştır!’ deyince, lafa gerek kalmadığını anladım…
Öndeki araç fren yapsa kaza olurdu…
Gelmiş geçmiş…
Ama daha sonra geçişlerde aynı şekilde beklendiğini gördüm.
Demek yeri belli…
Demek ki Manisalı sürücü biliyor, öyle kabul edelim…
Sonra araştırdım ve birkaç kez, ‘Şehir içi geçişleri ve kullanılan yollar ele alınıp, eski uyarı levhaları ve sürat tahditleri elden geçirilmelidir’ tezini savunan yazılar yazdım.
Nedense bu yerel yöneticilerin umurlarında değil…
Diyeceksiniz, bunların umurlarında, halkın lehine ne var ki?
Ama Çeşme otobanındaki hız tabelası 130 kilometre hıza çıkarıldı…
Bence Avrupa’da olduğu gibi üç şeritli yollarda hız serbest bırakılmalı,,,,
Zaten sürücü kendini de bilir, aracını da…
Şimdi ünlü (E-5) karayolunda da, hız sınırı, sessiz sedasız 80’den 90 kilometre hıza çıkarıldı.
Doğru ama isterlerse 200 kilometre hıza çıkarsalar boş…
En serbest zamanda 30 kilometreden daha hızlı gidemezsiniz konvoydan…
Duraklama noktaları ise çok sık karşınıza çıkıyor…
Yani bir santim ileri gidememe durumları…
Ne kadar yazsam ne kadar anlatsam ki, bilemiyorum…
Çıkın dışarı be kardeşim…
Çıkın sokağa…
Halkı dinleyin…
Sürücüleri dinleyin…
Biraz ‘Hizmet için o makamlarda oturduğunuzu’ anımsayın…
*- İSTENİRSE…
Asgari ücret konuşulmaya devam ediliyor.
İnsan onuru ve geçim durumları ele alınıyor.
Benim dikkatimi çeken laf şu:
‘İşçi açken, patronlara huzur yok!’
Hayır yalnız patronlar değil, bu huzursuzluk hepimizi ilgilendiriyor.
Asgari ücret açıklandığı gün, inanın, birçok ticarethane etiket değiştirdi.
Ben evlere yevmiye ile giden kadınlara şaştım:
Aynı anda, sabah 10’da ancak işine başlayan, saat 15,00’de ‘Tamam’ diyerek evine dönen kadın ev işçilerimiz, emekçilerimiz var ya, ‘Bundan sonra yevmiyem 3 bin 500 lira oldu!’ deyiverdiler.
Aralarında anlaşıyorlar…
Yolda işe gelirken, ya da dönerken…
Bence en iyi anlaşan ve dertleşenler da bu sektör insanları…
Çok ama çok şikayet geliyor bu konuda…
Kardeşim, daha zamlı maaşlar kimsenin eline geçmedi, bu nasıl oluyor da, etiketler değişiyor, yevmiyelere okkalı denilecek zammı istiyorsun?
Talepler çok, ama sorunlar nedense çözülemiyor…
Çünkü milletvekilleri bitmeyen tatillerdeler…
Zaten bunlardan sakın bir şey beklemeyin…
Hepsi kavgaları unutmuş gibiler…
TBMM’deki 12 günlük tatil öncesi son toplantıyı anlatayım:
‘Kabul edenler, etmeyenler!’
‘Oy birliğiyle kabul edilmiştir!’
10 saniye bile değil…
Yani kararlar istenirse bu kadar kısa zamanda alınabiliyor…
*- ASLANSINIZ!
Müjdeli haberi aldım!
PTT’nin benim iadeli taahhütlü mektubum sayesinde belki de ‘Dünya rekoru!’ kırdığını…
Bir ay mı, iki ay mı?
Tam zamanını anımsamıyorum…
Bilmek, öğrenmek de istemediğim için, kayıtlara bakmadım, bakmak istemedim.
‘Çok önemli’ bir işim için, İstanbul’da Notere gittim, İzmir’deki bir yakınıma takip etmesi için ‘vekalet’ gönderdim, Ortaköy’deki PTT’ye verdim.
‘Yarın İzmir’de!’ demişti…
Bu arada PTT’den mesaj da geldi, telefonuma ‘Şu adresten mektubunuzu takip edebilirsiniz!’ dedi.
Mektup ücreti de 200 liraya yakındı…
Yazmıştım;
‘Önemli evrakını sakın PTT’ye vermeyin!’ uyarısını almıştım, dostlardan.
‘Yok canım!’ demiştim…
Dedikleri çıktı…
İyi ki, bir şehirde verdiğin Noter vekaletini, bir başka şehirde biraz daha fazla ödeme yaparak alma imkanı varmış…
Yani işim, zamanla yarışla çözüldü…
Peki günler geçti, PTT’ye verdiğim mektup nerede?
Soruldu, soruşturuldu, ‘Önce kayıp!’ dendi…
Sonra ‘Yok canım öyle olur mu? Dağıtımda!’ denildi…
Ve beklenen oldu…
Benim ‘Kayıp’ denilen, içinde çok önemli notum ve vekalet bulunan mektubum için bugünkü telefon görüşmemde, ‘Senin mektubunu aldık!’ müjdesini (!) aldım…
‘Hatıra olarak saklayın!’ dedim…
Başka ne diyebilirdim!
*- İŞÇİLERE YÜZDE 17 ZAM!
Bir önceki yazımda, asgari ücretten söz etmiştim.
Açıklandığı gün, birçok ürünün etiket fiyatlarının, ahlaksızlık olarak nitelendirdiğim olayı nakletmiştim.
Temizlik işlerine giden emekçilerin de, bir hafta daha dayanmadan, Yılbaşı öncesinde gündeliklerine biner lira seyyanen zam yaptıklarını yazmıştım.
Bir emekçi kadınımıza sordum, ‘Neye göre bu kararı aldınız?’ diye…
Yanıtı şaşırttı..
‘Gülümser ablaya sordum!’
Kimmiş bu ‘Gülümser abla?’
Yıllardır temizliğine gittiği bir insanımız…
Ya büyük uzman…
Ya da çok büyük geliri olan biri…
Başka türlü olabilir mi?
Ya da anlatan yalancı!
Şıklar uzayabilir…
Ben ‘Yazıklar olsun!’ diyerek konuyu bir başka noktaya taşıyorum.
Konumuz otomotiv sektörü…
Kocaeli Gebze'de üretim yapan C. Otomotiv işyerinde sendika ile işveren arasındaki anlaşma imzalandı.
Allanıp pullanıp basında anlatılan sözleşme anlaşmasına göre, sadece %17 sözleşme zammı alan işçilere, önceki dönemden de alacakları olan %7,5 zam da lütuf gibi verilmiş.
Yakacak yardımı vb. ödemelerin de eklenmesiyle beraber alacakları maaştan memnun olan işçiler aldıkları zammı yemekhanelerinde kutlamış.
Düşük artışa rağmen, maliyetler sebebiyle patronun fabrikayı kapatıp Makedonya’ya işleri taşıyacağı konuşuluyormuş…”
Bunları daha çok konuşup, yazacak, yorumlayacağız…
*- ADALETE GİDEN YOL
Günümüzde en fazla konuşulan sözcüklerden biri de ‘adalet!’
Bir hukukçumuz yıllar önce bu konuya değinmiş, hatta kitap yazmış.
Biraz söz etmek istiyorum:
Şöyle diyor:
“Adalete giden yol, adaletsizliğin görülmesiyle başlar.
Adaletsizliğin görülmesi, öncelikle insanın görülmesini gerektirir.
Çünkü insanı görmek, insanı haklarıyla birlikte görmek anlamındadır. Adaletsizliği görmek, etik ve epistemolojik özellikler taşıdığından adaletsizliği görebilmek için doğru bilgiye, vicdana ve ahlaka dayalı bir bakışa gereksinim vardır.
Ayrıca görmek, farkında olarak ilgilenmeyi, başkasının yerine kendisini koyarak bakmayı gerektirir.
Üstelik adaletsizlik, yalnızca insana karşı işlenen bir olgu da değildir. Doğaya, çevreye ve topluma karşı da sıkça işlenebilmektedir.
En önemli felsefecilerden olan İonna Kuçuradi, adalet kavramının soyut bir fikir/duygu, adaletsizliğin ise somut bir olgu/eylem olduğunu belirterek, insanların somut olguları görüp algılamalarının daha kolay ve mümkün olduğunu, bu nedenle adaletin, kişilerin yaşadıkları “adaletsizlikler” üzerinden “görülmesi” gerektiğini belirtir.
Ona göre, adaletsizliğin ne olduğu belirlenmeden adaleti kavramsallaştırmak mümkün değildir.”
Şimdilik bu kadar!
*- ‘KAPAK ATTIK!’
Gazi Em.Dz.Astsb.Kd.Bş.Çvş.Kubilay Cirit’in mektubunu paylaşmadan günümü yani yazımı bitiremem…
Bilmemiz ve gurur duymamız lazım gerçek kahramanlarımızdan…
Söz Kubilay Başçavuşumuzda:
“1974 yılı Temmuz ayı, Kıbrıs'a yapılan çıkarma harekatı günleri.... Harekâtın ilk haftası...
Gemi makinelerimizi stop etmeden sürekli seyir halinde olduğumuz için çok yorgunuz...
Astsubay yatakhanesinde istirahat halinde iken, bir asker geldi, ‘komutan sizi istiyor’ dedi…
Köprü üstüne çıktım, Komutanımız ‘Biraz sonra sahile kapak atacağımızı ve sahilden SAVAŞ ESİRLERİNİ alacağımızı’ söyledi...
Bu satırlarım arasında yazmadan edemeyeceğim, ben Bahriye yaşantımda böyle bir değerli komutanı hiç görmedim...
Bu söz sadece beni bağlar...
Kısa bir süre sonra sahile kapak attık.
Fotoda görüldüğü gibi elimde 32 mermi atan eski model İngiliz malı sten var…
Onu da 2. Komutanım, seyir assubayı rahmetli Nadir Ergezer abim 5 dolu şarjörü ile vermişti...
*- ‘İYİ DAVRANDIK…’
Gazi Em.Dz.Astsb.Kd.Bş.Çvş.Kubilay Cirit, mektubunda devam ediyor:
“1 saat civarında savaş esirlerini bekledik, nihayet Rum otobüsleri ile deniz kenarına getirildiler...
Elleri ve gözleri bağlı idi, esirleri taşımakla görevli bir gurup karacı askerimiz kontrolünde Ç-109. Çıkarma Gemimize aldık...
Sayılarını yazamıyorum...
O sırada etrafımızda bulunan Kıbrıs Türk Mücahidi olan kişilerin protestoları oldu, bazıları ağlıyorlardı,
Esirler sık sık. P. SAMPSON, YAŞASIN MAKARİOS....” diye bağırıyorlardı…
Tezahürat artınca, esir taşımakla görevli bir kişi megafon ile Rumca konuşarak esirlere hitaben, sakin ve rahat oturmaları gerektiği hususunda uyardı...
Kısa süren seyir esnasında bir esir, Türkçe konuşarak benden su. istedi...
Hemen su verilmesini emrettim...
Çok iyi derecede Türkçe konuşarak teşekkür etti, ellerinin çözülmesini rica etti, ‘hayır’ dedim, olmaz… Bir Bahriye askerimizin elinden su içti, tekrar istedi, tekrar verdik...
Kısa bir süre sonra yanlış hatırlamıyorsam TCG ERTUĞRUL Gemimize sancak tarafından aborda olarak esirleri vukuatsız olarak naklettik...
Daha sonra yeni görevlere koştuk.
Saygılarımla.
GAZİ Em. Dz.Astsb.Kd.Bş.Çvş.Kubilay CİRİT…”
Bu kahramanlarımıza binlerce selam ediyorum…
*- GEÇMİŞTEN GELECEĞE
Uykudan gözümü zor açar haldeyken önüme bir yol önce kaleme alınmış bir yazı adeta düştü!
Merve Tulum bir yıl önce, oldukça uzun bir halde özetle şunları yazmış, yaşım gereği herhalde çoğunu ne duydum ne biliyorum.
Ama eklemeden edemeyeceğim, Türkiye’de ilkleri yaşayanlardan biri olarak, örneğin bir gazeteyi bilgisayarla hazırlayan ilklerin ilk içindeydim.
Şimdi çok uzun anlatımın baş kısımlarına bir göz atalım:
“Günümüzde mevcut olmayan meslekler, gelecekte büyük alanlar kaplayabilir.
Geleceğin popüler mesleklerini bilmek; daha doğru bir kariyer planlamanıza ve daha çok mesleki güven duymanızı sağlayacaktır. Geçmişe baktığımızda, bazı mesleklerin kaybolduğunu ve yerlerine yeni mesleklerin ortaya çıktığını görürüz.
Gelecekte var olacak fakat şu anda adı pek duyulmamış meslekleri araştırdım.
Geleceğin olan en iyi meslekler nelerdir?
2026 – 2030 yıllarında değişim nasıl olacak?
Ölmeyen ve ölmeyecek olan meslekler hangileri?
Yarının mesleklerine bugünden hazırlanmak mümkün mü?
Bu sorular, çoğumuzun net bir cevap almayı umduğu önemli sorular arasında.
Fakat ne yazık ki hiç kimse geleceğin bize neler getireceğini kesin bir şekilde bilemez.
Yapabileceğimiz en iyi şey ise, geçmişteki ve günümüzdeki eğilimleri hesaba katarak mantıklı bir çıkarım yapmak olacaktır.
Bu çıkarımlar her şeye rağmen, bize geleceğin görkemli olasılıkları üzerine bir resim çizmeye yardımcı olabilir.
*- DEĞİŞİM HIZ KESMİYOR
Bildiğimiz tek şey; değişimin hız kesmeden devam ettiği.
Tüm dünya sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve teknolojik değişimlere sahne oluyor.
İklim değişikliği gibi bazı değişimler önceden tahmin edilebilirken, birçok değişim halen öngörülemiyor.
Hiç tahmin etmediğimiz zorluklarla karşılaşabiliriz.
Öte yandan, şansımız yaver gidip uzun soluklu problemlere yepyeni çözüm yolları da keşfedebiliriz.
Yani geleceğin mesleklerini tahmin etmek için, birçok farklı değişkenin birbirleriyle olan etkileşimini ve şaşırtıcı ve kompleks bir biçimde bir araya gelmesini anlayabilme becerisine sahip olmak gerekir.
Yarının meslek dallarının birçoğu yüksek ihtimalle, bugün kaydedilen bilimsel ve teknoloji gelişmelerin ürünleri olacaktır. Fakat geleceğin meslek dallarının çoğu henüz ortada değil, hatta bir kısmı daha hayal bile edilmedi.
Bir tahmine göre, bugünün anaokulu öğrencilerinin üçte ikisi, yetişkinliklerinde şu anda var olmayan işlerde çalışıyor olacak.
*- PAYINI ALACAKTIR
Günümüzdeki mesleklerin birçoğu, gelecekte de varlıklarını sürdürecektir fakat tabiki, her şey gibi, bu meslekler de değişimden paylarını alacaklardır.
Bazı profesyonel meslekler de, tamamen farklı bir şeye dönüşecek ya da yok olacaklardır.
Gözünüzün önüne getirmeyi bırakın, bu konuda halen düşünmeye değer çok şey var.
Zira çoğumuz değişime ve muallak olana karşı direnç göstermeye programlıyız. Var olan durumdan fazlaca memnun hissedip bunu güvenli buluyor olabiliriz.
Bu nedenlerle aşağıdaki listeyi sizlerle paylaşmayı uygun gördük.
*- ENDİŞELENMEYİN
Bu geleceğin meslekleri listesi size yeni yollar sunabilir ya da gitmeye istekli olabileceğiniz ve sizi geleceğin en olası ve ilginç seçeneklerine hazırlayacak bir güzergâh çizebilir.
Birçok mesleki kategori hâlihazırda değişim geçiriyor ve birbiri ile birleşiyor.
Bu durum daha da hız kazanabilir.
Fakat bunun sizi endişelendirmesine izin vermeyin.
Zira yazımız size başlangıç için birkaç tane iyi kariyer seçeneği sunacaktır:
Gelecekte hangi mesleklerin karşımıza çıkacağını kesin olarak bilemeyecek olsak da, ileride işimize yaraması muhtemel bazı beceriler ve bilgiler hakkında konuşabiliriz.
İşte sizlere geleceğin beceriler
1- Zihinsel Esneklik ve Karmaşık Problem Çözebilme Becerisi
2- Eleştirel Düşünce
3- Yaratıcılık
4- İnsan İlişkileri
5- STEM (Science, Technology, Engineering, Maths): Bilim, Teknoloji,
6- SMAC (Social, Mobile, Analytics, Cloud): Sosyal, Mobil, Analitik ve
7- Disiplinler Arası Bilgi
Gelecekteki mesleğiniz, gelecekte karşınıza çıkacak problemlere yaratıcı çözümler sunabilmeniz için, birçok farklı alandan sahip olduğunuz bilgileri kullanmanızı gerektirecek.
Dikkatinizi çeken hemen her konu ile alakalı, okuyabildiğiniz kadar fazla şey okuyup mümkün olduğunca fazla şey öğrenmeye çalışın. Üniversitede okuyorsanız, tamamen farklı bir alanda çift anadal ya da yan dal yapmaya çalışın.
Bunun uzun vadede çok işinize yarayacağını garanti edebiliriz.
geleceğin meslekleri ve maaşları ile diğer soruların yanıtlarını da umarım daha sonraki yazılarımda paylaşırım.





Yorumlar
Yorum Gönder