YUNAN MEDYASINDA GÜNDEM DEĞİŞTİ

YAŞAR EYİCE *- UÇAN KUŞTA BİLE… Onur Durmuş düşüncelerimizi dillendirmiş: “Her kız çocuğunun okula gidişinde, her kadının sandığa oy atışında, özgürce söylenen her düşüncede, saygıyla dinlenen her fikirde, dalları göklere yükselen her ağaçta, korunan her hayvan hakkında Cumhuriyetin imzası var. Yaşasın Cumhuriyet…” Cumhuriyetimizi kutlayan milyonlar şöyle diyor: “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun…” *- PANİK İÇİNDELER Erkan Ayan adlı kişinin paylaşımlarını takip ettiğimi söylemiştim. Bize gurur veren laflar ediyor. İşte son örneği: “Atina siyaseti ve savunma çevreleri yeni bir paniğe tutulmuş durumda. Yunan ordusunun envanterinde sınırlı sayıda (36) Meteor füzesi bulunduğu biliniyor. Yunan basını, ilave 8 füze için Fransa ile görüşmeler yapıldığını yazıyor. Yani Meteor stoğu, Rafale filosunun tüm muharip kapasitesini aynı anda destekleyecek düzeyde görünmüyor. 8 ek füze için Fransız üretici MBDA tarafının onayının beklendiği yönünde haberler yer alıyor *- YAKIN TAKİPTELER Yunan medyasında gündem keskin bir viraj alarak birden bire değişti. Türkiye Eurofighter alımına hazırlanırken, Yunanistan’ın Meteor füzeleri gibi kritik sistemlerde ilave paketler için henüz nihai anlaşma yapamadığı sık sık hatırlatılıyor. Yunan basını, özellikle şu detayı öne çıkarıyor: Türkiye’nin almayı planladığı uçakların 20’si yeni üretim, 24’ü ise ikinci el Tranche 3A konfigürasyonunda olup Katar ve Umman envanterlerinden devralınacak. *- TANSİYONLARI YÜKSELDİ Tranche 3A’nın AESA radar, gelişmiş aviyonikler, modern silah entegrasyonu ve elektronik harp sistemleriyle çok rollü kabiliyet taşıması, Atina’da ayrı bir endişe başlığı olarak işleniyor. Türk Savunma Bakanı Yaşar Güler: “Teslimatlar önümüzdeki yılbaşında başlayabilir. Sayı artabilir” açıklamasıyla Yunan yorumcuların tansiyonunu bir tık daha yükseltmiş durumda. Yunan savunma uzmanları Yunan kamuoyuna şu soruyu yöneltiyor: “Ege ve Doğu Akdeniz’de dengeler yeniden mi yazılıyor?” Çünkü Türkiye, Haziran 2023’ten bu yana İngiltere ile Eurofighter konusunu ilerletirken, Berlin’in itirazlarının kaldırılması için Londra’nın güçlü desteğini yanına almıştı. *- AKILLARINI OYNATMIŞLAR Şimdi bir de şu yorumlara bakalım: Bizimkiler şöyle diyor: “Bu Yunanlar beni öldürecek gülmekten yaaa… Ne dengesi arkadaşım? Nüfusun kaç? Ordu çapın ne? Ne denge değişmesi? Denge yok ki… Birisi gidip şu komşulara söylesin; ‘Burası 2025 Türkiyesi, nüfus yaklaşık 85 milyon, kocaman bir sanayi ülkesi. Siz 1919’un ‘yoklar Türkiyesi’ne yapamadıklarınızı bugün, ‘ordan burdan üç beş parça silah aldık!’ diye yapabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Aklınızı mı oynattınız beyler?” Biraz da Türkiye ile yakınlaşmayı düşünseler? Hem hır çıkart, hem kork, birazcık perspektif değiştir…” *- 15 YAŞINDAN SONRA English Home, A101 marketleri, EVE gibi markaların sahibi Türk girişimci Turgut Aydın’ın hayatını okudum. Belirtildiğine göre; Türk iş dünyasının en etkili isimlerinden biri olan Turgut Aydın, 1958 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinden İstanbul’a geldiğinde henüz 15 yaşındaydı. İş hayatına Sultanhamam’da bir tornacı atölyesinde çırak olarak başlayan Aydın, kısa sürede girişimcilik ruhuyla kendi yolunu çizmeye başladı. 1967’de kurduğu ilk atölyesiyle havlu askılığı ve kapı kolu üretimi yaparak Anadolu’ya satış gerçekleştirdi. 1976 yılında Dömeks firmasını kurarak Aydın Grubu’nun temellerini atan Aydın, Türkiye’de ‘EVORE’ ve ‘DEKORA’ markalarıyla ev tekstili pazarında öncü bir rol üstlendi. Böylelikle tekstil sektöründe kurumsal bir yapıya geçiş yaparak grubun büyüme sürecini başlattı. İlerleyen yıllarda sağlık alanına yatırım yaparak Memorial Hastaneleri’ni kuran Turgut Aydın, Türkiye’de özel hastanecilik anlayışına yeni bir standart kazandırdı. *- YURT İÇİ ve DIŞINDA Ev tekstili ve dekorasyon ürünleriyle tanınan English Home, 1992 yılında İlhan Tanacı tarafından kurulmuş olup, 2009 yılından itibaren Turgut Aydın Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bugün yurt içi ve yurt dışında 450’den fazla mağazasıyla birçok ülkede faaliyet göstermektedir. *- REKLAMI ÇOK Aydın Grubu’nun bir diğer önemli yatırımı ise A101 zincir marketleridir. 2009 yılında markanın çoğunluk hisselerini satın alan Turgut Aydın, A101’i kısa sürede Türkiye’nin en yaygın ve en çok tercih edilen market zincirlerinden biri haline getirmiştir. Günümüzde Turgut Aydın Holding; 70 binden fazla çalışanı, 10 bini aşkın satış noktası, 11 hastanesi ve yüzlerce mağazasıyla Türkiye’nin en büyük gruplarından biri olarak faaliyet göstermeye devam etmektedir. İş hayatındaki istikrarlı büyümesi, çok sektörlü yatırım anlayışı ve yenilikçi vizyonuyla Turgut Aydın, Türkiye ekonomisinin öncü girişimcilerinden biri olarak gösterilmektedir. *- OLMASINA OLUR Haluk Narbay bir ara çok sık kent sorunlarını dile getiriyordu. Yani duyarlı bir vatandaşımız. Geçenlerde şunları yazmıştı: “İyi günler sağlık ve afiyetler Yaşar’cığım. Keyifli bir gün diyecektim, Balıkesir Sındırgı’daki son depremi hissedince vazgeçtim, 10 Ağustostaki deprem sonrası bile Balıkesir’de 3 binin üzerinde artçı sarsıntı tespit edilmiş. Ülkemiz deprem kuşakları üstünde, Allah kotusun ama her an her şey olabiliyor. Bugünkü Balıkesir depreminin hemen ardından açıklamalar geldi ekipler saha taramalarında denildi. Ben şöyle düşünüyorum: saha taraması gibi güç ve zaman alıcı uygulama yerine, yaşadığımız teknoloji çağına uygun bir çalışma gerçekleştirilemez mi? Tek butonlu bir rakamla Bu tür afetler vatandaşlarca belli bir merkeze ulaştırılması sağlansın Hasar gören, yıkılan, su baskınına uğrayan veya buna benzer durum hemen oraya bildirilsin daha sağlıklı olmaz mı? Selamlar sevgiler...” *- KALECİLİĞİM KISA SÜRDÜ Alphan Manas, Youtube kanalımda seri halinde önemli makaleler yayınlıyor. Önemli girişimci ve kaynak yaratıcısı Alphan Manas’ı bir kez, rahmetli babası Prof. Dr. Oğuz Manas’la İzmir- Karaburun deniz yolculuğunda görmüştüm. Göztepe’nin kaleciliğini de yapan Oğuz Ağabey, Ege Üniversitesi’nde kardeşi Tekin ağabeyle öğrenci iken Bornova Küçükpark’ta bana Çevikspor’un kalacisiylen ‘Kaleci antrenörlüğü’ yapmış, topu nasıl tutup, nasıl karşılayacağımı anlatıyordu. Bu arada araya katayım; Türkiye’de futbol Bornova’da başladı. Bornova’da lavantinler ve İzmir’de olan yabancılarla yapılan ilk müsabakada büyük olasılıkla sonra Başbakan Olan Adnan Menderes de oynamıştı. Bu konuda yapılan araştırmalar bulunuyor. Şimdi yazımıza devam edelim: Türkiye’nin bilgisayarla tanışmasında en önemli isimlerden olan Prof. Dr. Oğuz Manas, ‘Bir gün gelecek, alışverişlerimizi evimizden internet aracılığıyla yapacağız, fileler evimize teslim edilecek!’ şeklinde söyleşiler yapmıştı. Gülenler olmuştu… Şimdi rahmetli bu büyüğümüzün söylediği ve iddiaları gerçekleşti. Ama nedense Alphan Manas’la ne bir samimiyetimiz, ne dostluğumuz oldu. Biz ondan uzak, o da bizden uzak… Ama babası gibi ‘süper’ olduğundan kimsenin şüphesi yok. *- GELECEĞİMİZ İÇİN Alphan Manas’ın, “Türkiye'de Süt Üretiminin Geleceği ve Verimliliğin Arttırılması - Girişimcilik ve Eğitimin Geleceği - Enerjinin Geleceği - Lojistik Sektörünün Geleceği - Haberleşme'nin Geleceği –“ konusuna bir göz atalım… Sanıyorum, Mustafa Aykut’un görüşleri de konu içinde ele alınmış, yanıt beklenen sorular da şunlar: “1. Bugün kullandığımız iletişim teknolojilerini gelecekte kullanabilecek miyiz? Yeni iletişim teknolojileri neler olacak? 2. Sürekli bilgi toplanan dünyamızda bu bilgiyi nasıl ileteceğiz, nasıl saklayacağız ve nasıl analizini yapacağız? 3. İletişim teknolojileri bu denli hızlı gelişirken, biz Türkiye olarak nerede duruyoruz? Önümüzdeki potansiyel nedir?...” *- ARAŞTIRMA SONUÇLARI “Medya'nın Geleceği” konusu da Murat Attila tarafından ele alınmış. İşte yanıt bekleyen sorular: 1. Dijitalleşme yazılı basının, özellikle gazetelerin sonunu getirecek mi? 2. Sosyal medyada yer alan haberlerin doğruluğunu kontrol edip, onaylayan/uyaran yapay bazlı sistemler hayatımıza ne zaman girecek? 3. Geleceğin medyası nasıl şekillenecek? Haber mi yorum mu önemli olacak? *- POZİSYON NASIL? Alphan Manas, “Teknoloji'nin Finans ile Birleşmesi ve Z Kuşağı” konusunu da anladığım kadarıyla Emrah Kaya’nin ele almasını sağlamış: Yanıtlanması beklenen sorular şunlar: “1. Son dönem sıkça duyduğumuz FinTech ve TechFin arasındaki farklar nedir? 2. Gelecekte FinTech ve TechFin şirketleri ile Ödeme ve e-Para şirketlerinin yaygınlaşması sonucu bankalar nasıl pozisyon alacaklar? Bankalar da şekil değiştirecekler mi? 3. Z Kuşağı banka şubelerine neredeyse hiç gitmiyor. On-line ve hızlı hizmet almak istiyorlar. Onları kazanmak için ne türlü finansal çözümler sunmak gerekir?” *- İNSAN ODAKLI Dikkatli okuyucular anlamışlardır. Konular uzmanları tarafından ele alınmış ve ilgililerin, düşünenlerin dünyasındaki sorular kısa ve öz olarak ele alınmış. Şimdi güncel ya, “Toplum 5.0'a Geçiş ve İnsan Odaklı Dijital Dönüşüm…” konusunda ne biliyor, neyi öğrenmek istiyor: Prof. Dr. Aylin Göztaş ve sorular: “1. Toplum 5.0 (refah içinde yaşayan ve insan merkezli bir yaklaşımı hedefleyen bir bilgi toplumu)'ın amacı ve önündeki engeller nedir? 2. Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile Türkiye'nin kalkınma hedefleri nasıl uyumlu hale getirilir? 3. Güçlü bir Bilgi Toplumu oluşturmak için hızlı bir Dijital Dönüşüm kaçınılmaz. Bu konuda toplumun eğitimi ve hazırlanması nasıl sağlanacak?...” *- KAÇ ZAMANDIR Ben yoruldum, çalışanlar, emek verenler, nedense dur durak bilmiyorlar. Bilgilerini bizimle paylaşıyor. Örneğin Suat Yalnızoğlu, yıllarını verdiği “Akıllı Şehirler ve Paylaşım Ekonomisi’ aşağıdaki soruların yanıtıyla, bizimle paylaşıyor: Suat Yalnızoğlu’nun yanıtını vereceği sorular şunlar: “1. 2050'ye geldiğimizde dünya nüfusu, ortalama yaşam süreleri ve mega kent nüfusları ne boyuta ulaşacak? 2. Şehirler akıllandıkça insanlar şehirlerde yaşamak yerine niye şehirlerden uzaklaşacaklar? 3. ‘Paylaşım Ekonomisi’ 2030'lara gelince nasıl bir büyüklüğe ulaşacak? Araba sahipliği azalacak mı? *- İLGİ ÇEKİCİ Sağlık ve Yapay Zekanın Geleceği (Esen Girit Tümer), Fütürizm ve Türkiye ile Dünya Uzgörüleri (Ufuk Tarhan), İhracatı Ne Tetikler, Nasıl Arttırılır? (Oğuz Satıcı), Siber Güvenlik ve Gelecekte Bizi Bekleyen Tehlikeler - Metaverse ve Gelecekte Yaşam - Gelecekte Liderlik - Savunma Teknolojileri ve Türkiye'nin Pozisyonu konularına ait soruları ve Oğuz Manas’ın sayfasından yanıtlarıyla birlikte sizlerle paylaşmaya çalışırım. *- HEP KONUŞULUYOR Konuyu ele alan emekli bir tüm amiral… Ben Cem Amiralimizin sözlerini aynen ele almayacağım. Dikkatimi çeken bölümlerden bazı aktarmalar yapacağım. ‘Ben düşünüyorum!’ diyor yazısında… Ben de düşünüyorum, zaten düşünmeden yol alamayız. Yine belirttiği gibi; “Bu konuda destekleyen ve karşı düşünce belirtenlerin argümanlarını dinliyorum... ‘ sözüne dikkat kesildim. Tabii, her konuda ikiye ayrılmamız da normal… Herkes aynı düşüncede olabilir mi? Biri, ‘Milli orduya kumpas kuruldu!’ demiş, bir yazısında… Bu da tarih boyunca hep olur… Olacaktır da… “Su uyur, düşman uyumaz!’ diye ünlü bir sözümüzü unutmamamız lazım. Kötü fikirler hep kabartılır… Kötü tohumlar ekilmeye çalışılır. Öncelikle tanımadığımız kişilere çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bizim için en dikkat edip, çok ders alacağımız dönem, ‘f2 Eylül’ dönemidir. Büyüklerin söylediğini anımsatayım: “Karşıdakini dinlemek lazım önce….” Sonra: “Eğer memleket meselelerine kafa patlatmak ve bu konularda konuşmak istiyorsanız mutlaka okumalısınız. İçinizin almayacağı, midenizin kasılacağı yerlerde de vaz geçmeden okumaya devam etmelisiniz…” denir. İstanbul savaşla alınmıştır. Öyleyse savaşa her zaman hazır olmalıyız, düşmanlarımıza karşı. Fatih bazı konularda örnek alınabilir, biz Türkler için… Bu ülke de savaşla kurulmadı mı? Okumuş ve duymuşsunuzdur: “1990'ların sonunda ve 2000'li yılların başında AB'nin ve ABD'nin Türkiye ile ilgili raporlarında altı çizilen bir kusurdur (!) Türk Milletinin ve Türk Askerinin Atatürk'e, askerliğe olan bağlılığı ve Milliyetçiliği. Yani Anayasa'nın 1,2 ve 3'ncü maddeleridir. Amiralimizin de yazısında belirttiği gibi: “Andımız kalktı, T.C. kalktı, Türkiyeli saçmalığı denendi, Türk yoktur dendi, Kumpas Davları kurgulandı vs.. vs.. Ama olmadı, olmuyor, olmaz! ‘Her Türk Asker Doğar!’ ve Ne Mutlu Türküm Diyene…” *- EMEKLİ ÖĞRETMEN Nermin Cengiz de emekli bir öğretmenimiz. Zaman zaman memleket meseleleri ya da gidişatımız üzerine görşlerini paylaşıyor. “Benim partilerle işim yok dediğimde inanmayanlar oluyor. Ben diyorum ki hangi partiden olursa olsun konuşmaları dinliyorum. Dün söylediğini bugün de aynı mı söylüyor, yoksa farklı mı söylüyor.? Doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor? Bu benim için çok önemli…” diyor, Nermin Cengiz öğetmenimiz: Son zamanlarda siyasetçilerin neredeyse tamamı ‘Menemen soğanlı mı, soğansız mı olmalı?’ sorusundaki gibi ‘iğne’ konusu gündemte… Nermin Cengiz de konuya uzunca değindikten sonra bir anısını dillendiriyor! “Rahmetli anacığım terziydi. Provalarını toplu iğneyle yapardı. Ben 71’ imi yaşıyorum. Yani annem 60 yıl önce toplu iğne kullanıyordu. Ben toplu iğnenin kullanılmaya başlandığı yılları biliyorum. Benim aradığım değerler, doğruları konuşmak, sevgi dolu olmak, nefretten, kinden uzak olmak, insanlar arasında hangi partiden olursa olsun ayrım yapmamak ,hakaret eden kelimeler kullanmamak, hak hukuk adalet diyebilmek, daha doğrusu kendine yapılmasını istemediğin davranışları başkasına yapmamak benim için çok önemli, Peygamber Efendimizin dediği, dinimizin istediği gibi. Gerçekten Müslümanım diyenler kul hakkına giremez, yalan söyleyemez, hakaret edici, onur kırıcı kelimeler kullanamaz insanları kandırmaya çalışamaz…” *-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADAŞIM YAZMIŞ, SERİ YAZILARIN İLKİ OLABİLİR

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN! ACIM BÜYÜK! BOLU'DAKİ OTEL YANGININDA 66 İNSANIMIZI KAYBETTİK

NASIL OLUR, AKHİSAR YAĞI , AYVALIK YAĞINDAN PAHALI OLUR? İŞTE YANITI!